İçeriğe geç

Tarih Öğrenimi

İnsanlar tarihi kaynağından öğrenmektense uyarlama bir roman ya da diziden “öğrenmeyi” tercih ediyor. Bunun kısmen de olsa haklı sebepleri olduğunu düşünüyorum. Örneğin anlatımda zaman zaman görülen yalpaklık. Buna çoğunlukla birinci el kaynaklarda rastlıyoruz. Tarihi bir kişiliği ya da olayı, tanıklık etmiş birinden okumak kimilerine heyecan verici görünebilir. Fakat bu tür kaynaklar genellikle ısmarlamadır ve bu da tanrısallaştırılmış liderler ile karşılaşacağımız anlamına gelir. Sanıyorum ki bu durum da fazlasıyla heves kaçırıcıdır. Atalarına duyduğu saygının haddi olmayanlar için pek mühim olmayabilir, ama tarafsızlığın en önemli ilkelerden biri olduğu tarih biliminde böylesi kaynaklar bazılarının tahammül sınırlarını zorlar.

Tarihi kaynaklardan kaçışın bir diğer sebebini ise olayların çoğunlukla tek kişinin ya da birkaç önemli insanın üzerinden işlenmesine bağlıyorum. Tarihi okumaya çalışanlar geçmişte kendilerine, yani topluma dair pek az şeyle ve de bir bütün olarak rastladıkları için tarihi kaynakları cezbedici bulamıyor olabilirler. Fakat toplumdan bahsediyoruz, adı üstünde; bunun detayına inilmesi gereksiz olur. Yani bir çiftçinin az sayıdaki atlarını orduya bağışlaması kilit rol oynamadığı sürece tarih olarak kabul edilemez. Tarih uyarlamaları bu tür bir kaygı taşımadığından -ve de seriyi uzun tutmak istediklerinden- dolayı halkın içine iyice girer ve onu kendi yöntemleriyle işlerler. Böylece halkı oluşturan insanlar teker teker olarak kendilerini tarihe mal edebilirler. Elbette bu yapılan tarihçilik değildir. Fakat halka ulaşmak konusunda büyük bir başarıya sahiptir. (çoğu bok püsür gibi) Bilim ise zaten kendine has küçük bir kitleye razı olduğu halde, tarih bilimi sınırlarını genişletmek çabasındadır. Ancak bunu gerçekleştirebilmesi için bilimsel yanından feragat etmesi gerekebilir.

Bilirsiniz işte…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: