İçeriğe geç

beyazklavye Yazılar

Yıkanmış Beyin

Bazı çocuk sahibi hayvanların, doğal kokuları kaybolduğunda evlatlarını reddetmesi gibi insan aileleri de kendi düşüncelerinden uzaklaşan evlatlarını eskisi kadar sahiplenmez. Zira onlarca yıllık çabadan sonra çocuğun yabancıya gitmesi ölü bir yatırım halini alır. Varoluşumuzdaki mantık dışılığı aşırı duygusallık ile dolduruşumuz üreme sevdamızı bir yatırımdan öteymiş gibi gösterse de, çok açıktır ki eylemlerimizin tamamı -her zaman açık olmayan- bazı niyetlere ya da sebeplere dayanır. Bunlar genellikle yaşamı kolaylaştırmaya yöneliktir ve sözünüze harfiyen uymayı reddeden bir evlat işleri…

Yorum Bırak

Bokyiyen

Neler görüyorum böyle, sırf bir boklar yediniz diye böbürlenmek niye? Tamam; öyle ya da böyle yemişsiniz işte, bir de dudağınızda kalanları göstermeyin edepsizce. Ama imreniyorum size, iğrenmeden ve heveslice yiyişinize. Ben bu kadarını hazmedemezdim herhalde, zira dayanamıyorum kokusuna bile. Fakat hayatta kalabilmek için beslenmek gerek. Dolayısıyla ben de itiliyorum bok yemeye istemeyerek. Derin bir kepçeyle tabağıma dolduruluşunu izliyorum bokun; ve de lokmama göz diken doymak bilmez çakalları. Nasıl da akıyor salyaları, hiç dinmez mi bunların…

2 Yorum

Bağlılık

Doğumuyla başlar insanın zincirlenişi. Şikayet etmez başlarda, muhtaçtır çünkü ona. Fakat şikayetler çağı olan ergenliğe ulaşınca, dar gelir insana koca dünya. Şikayet etmek özgürleşmektir bir bakıma. Ya da özgürleşmeye çalışmak. Çünkü ruh özgür hissetse bile beden hala bir kafesin içindedir. Aslında keyfine diyecek yoktur. Kendisine bedava yemek ve don atlet verilir. Ancak özgürlüğünün arzusu ihtiyaçlardan ötedir. Efendileri ise gereğinden fazlasını vermez. Bu da özgür ruhluları ha bire cama kafa atan sineklere çevirir. Elbette kapıdan çıkmak daha basit…

Yorum Bırak

Bir Başkası

Muhabbet etmek istiyorum. Ama önce bahsedecek bir şeyler bulmam gerektiğini biliyorum. Buluyorum da. Fakat sonradan öğreniyorum ki bir de başkası gerekiyormuş. Büyükşehirde yaşıyorum, dolayısıyla da bulmak zor olmaz diye düşünüyorum. Ne de küçük düşünüyormuşum. Milyonlarca kişinin arasından bir başkasını bulamıyorum. Aynılardan şikayet ettiğimden değil, sadece aynı konuları başkalarından dinlemek nasıldır merak ediyorum. Çünkü tekrardan çabuk sıkılıyorum. Buna rağmen en çok da kendim, kendimle tekrar ediyorum. Haftalar boyu aynı konudan bahsettiğim oluyor kendime. Oysaki bir başkasıyla…

Yorum Bırak

Zamanın Bozukluğu

Bilgi kirliliğinin fazlaca artış gösterdiği çağımızda, bu kirlilikten kaynaklı olarak duymaya alıştığımız sözlerden birisi de şudur: “Şimdi insanlık bozuldu, nerede o eski günler?” Ortada sahiden de bir bozulma var. Ama bunun başlangıcı çağımıza mal edilemeyecek kadar eskiye dayanıyor. İnsanoğlu kendini bildiğinden beri her çağda bir bozukluk taşımıştır kanımca. Yalnız bunların çok azını belgeledikleri için günümüzde o kadar zikrolunmaz ya da hesap edilmez. Ancak kıt miktardaki tarihi belgeleri incelediğimizde bozukluğun günümüzdekinden geri kalır yanı olmadığı görülür.…

Yorum Bırak

Bağımlılık Üzerine Karalamaca

Bırakamıyorum… Ama bu bağımlılık hikayesine daha farklı girmem gerek sanırım. Her şeyin çok kolay bir şekilde bağımlısı hale gelebilirim. Yani siz insanların iradesiz dediği şeylerin bütünü benim. Yalnızlık mesela. Bu merede sandığınızdan daha kolay alışılıyor. İlkokulda bile etrafımdaki insan sayısını kontrol ediyordum. Bizim buralarda bir laf vardır: “10 tane 10 kuruşun olacağına 2 tane 50 kuruşun olsun.” Ben bunu kendimce yorumlayıp, parasız kalmayı tercih ettim. Hem daha gerçekçi. Gerçek hayatta parası olmayan biriydim sonuçta. Büyüdüm…

Yorum Bırak