İçeriğe geç

Kıskanırım Sizi Ben

İnsanları çok kıskanıyorum. En aptallarını bile. Hatta en çok onları kıskanıyorum. Çünkü onların sahip olduklarını asla elde edemeyeceğimi biliyorum. Bu yüzden onlara taş atıp duruyorum. Mutluluklarını, samimiyetlerini, iyi niyetlerini, her şeylerini aşağılıyor ve inkar ediyorum. Malum atasözünü yazmama gerek yok, aklınıza gelmiştir muhtemelen. Belki bunların hiçbirini yazmama gerek yok, halimi biliyorsunuz zaten. Biliyorsunuz da saklıyorsunuz benden. Acıyorsunuz çünkü bana. Çirkinliğimi fark edip de ağlamamı istemiyorsunuz. -Kıskanıyorum sizi… Ben ise hemen yüzünüze vuruyorum güzelliğinizi. Ama siz yine de söylediklerime aldırmıyor ve devam ediyorsunuz hayata. Bu yüzden kıskanıyor olabilir miyim sizi? Görmezden gelebiliyorsunuz çünkü beni. Ama ben, ben öyle miyim? Nereye baksam sizi görüyorum. Gözlerimi kapatsam da fayda etmiyor. Çat kapı giriyorsunuz düşlerime. Açık açık söyleyeyim, davetsiz misafirleri sevmiyorum. Ama ne yazık ki kapıdan da kovamıyorum. Gelin, gelin oturun şöyle; ayakta kaldınız. Göstereceğiniz çok şey vardır eminim. Aman da aman, şunlara bakın hele, nasıl da parlıyorlar. Dikkat edin dostlarım, gözlerimi alacak ışıltınız. Neyse, saat geç olmuş. Hadi siz de kalkın artık. Böyle apar topar yolluyorum ama ne olur kusuruma bakmayın. İzin verin de kapıya kadar size eşlik edeyim. Yine beklerim gösterişçiler, yine beklerim.

O da ne? Neredeyse gece yarısı olmasına rağmen hala aydınlık dışarısı. Güneş daha batmadı mı? Durun bakalım, neden kikirdiyorsunuz siz öyle? Siz! Siz varsınız bu işin içinde, öyle değil mi? Söyleyin, ne yaptınız? Tanrı’ya rüşvet mi verdiniz? İndirin şu güneşi çabuk. Size söylüyorum. Gelin buraya, kaçmayın.

Hepinizin canı çıksın, dünyamı aydınlattınız.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: