İçeriğe geç

“Kenyu-hiğırmi” Hastalığı

Hayatının en hareketli dönemlerinde ilk belirtilerini göstermişti bu hastalık. Etrafında o kadar çok konuşan “birileri” vardı ki artık bazı şeyleri sansürlemekten başka çaresi yoktu. Fakat bu hastalığının başlamasının en önemli nedeni bu değildi. Grup içerisinde biri konuşurken umarsızca bambaşka bir konuşma atıp, asıl anlatıcının topladığı bütün ilgiyi kendine çeken şahıslar yüzünden oluşmuştu. Kendisine yapıldığı için değil, bir başkasını dinlerken, dinlediği kişinin bölünmesinden ve yüzündeki o hayal kırıklığını görmekten nefret ediyordu. Pek tabii kendisine yapıldığı zamanlar da oluyordu. Her iki durumda ise hafif bir tebessüm ile içinden küfürlerini saydırmakla meşgul olup tüm grubun ilgisini çeken “gavatın” en ufak cümlesini bile dinlemiyordu artık.

Bu olaylar arttıkça dinleme hevesi kırılıyor, artık başka insanları dinlemek çok zor geliyordu. Bu iş öyle bir noktaya gelmişti ki, artık kimsenin lafının sonunu göremez, duyamaz olmuştu. Hatta iyice sarpa saran bu olay, ilerlemiş ve ilgisi çalınan kişi, asıl hırsızın da konusunu çalıyor, artık kimi dinleyeceğini bilemiyordu.

Bir ortamda iki, üç, dört farklı konu dönebiliyor, bu çoklu-işlem(multitasking) kapasitelerine şaşırıyor ve bi’ bok anlamadan sigara yakıp etrafa bakıyordu.

Yıllarca atalarının önem verdiği “dinleme” fiilini gerçekleştiremiyordu çünkü konuşan yoktu ki. Giriş, gelişme… Kimi zaman sadece girişle yarım kalan konuları artık kendi kafasında tamamlıyor, kendi kendine bu konuşmayı devam ettiriyordu.

Kim derdi ki dinleyicilik özelliğini kaybedip, sadece ana fikirlere odaklanıp ve konuyu baştan aşağıya kendiyle konuşacak.

Kendiyle konuşurken de farkında olmadan, o elim hastalığa yakalancak…

İkili konuşmalarda bile bu özelliğini devam ettirebilecek kadar ilerlemişti artık.

Dayanamamış son çare olarak doktora bile gitmişti. Ancak doktor çare bulamamış, pes edip:
“Dermanı konuşturmaktadır, boşuna benimle uğraşma doktor” dedikten sonra kapıyı çekip çıkmıştı.

Güneş batan ve dünyanın yuvarlak olduğuna inandıran o efsanelerde anlatılan yolun, tam da güneşin battığı tarafına doğru yürürken aklından şu sözler geçiyordu:
“Ne anlarlar dertten halden, hepsi gelmiş Neanderthalden…”

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: