İçeriğe geç

Kategori: Sohbet

Bir Başkası

Muhabbet etmek istiyorum. Ama önce bahsedecek bir şeyler bulmam gerektiğini biliyorum. Buluyorum da. Fakat sonradan öğreniyorum ki bir de başkası gerekiyormuş. Büyükşehirde yaşıyorum, dolayısıyla da bulmak zor olmaz diye düşünüyorum. Ne de küçük düşünüyormuşum. Milyonlarca kişinin arasından bir başkasını bulamıyorum. Aynılardan şikayet ettiğimden değil, sadece aynı konuları başkalarından dinlemek nasıldır merak ediyorum. Çünkü tekrardan çabuk sıkılıyorum. Buna rağmen en çok da kendim, kendimle tekrar ediyorum. Haftalar boyu aynı konudan bahsettiğim oluyor kendime. Oysaki bir başkasıyla…

Yorum Bırak

İlk İnsan

[…] -Neden? -Ne bileyim! Sinirliyim. Bilmiyorum. Vazgeçsem şu sorulardan artık. Daha fazla dayanamam. -İyi misin? -Değilim. Kafamı kaldırmak istemiyorum artık. Görmekten yoruldum. -Bu mu sorunun? Başkaları mı? -Hayır, anlatamıyorum. Başkaları değil, var olacakları görmek yoruyor. Benden milyonlarca belki de milyarlarca düşünsene! -Her zaman duyarlı biri oldun zaten. İleri görüşlü… -Görmekten yoruldum diyorum, bıktım artık. Hala bencilim anlayacağım. Aynı şeylere bakıyoruz, aptal olma. -Kendine karşı fazla kabasın. -Olmalıyım da. Kibar davranmak ne kazandırdı ki? Ağır başlı…

Yorum Bırak

Ağzımda Düğümlenenler

Zihnimdekilerin açığa çıkmış hali şeytan diye bilinen şeye denk düşüyor. Öyle sıradışı düşüncelere sahip olduğumdan değil, etraf bağnaz kaynadığından. Son yıllarda sanki inatla şeytanlaşmaya ve topluma zıt düşmeye çalışıyormuşum gibi görünüyor. Ama öyle değil; amellerimde hiçbir niyet taşımıyorum. Hoşgörüden uzak olunduğu -ve de hoşgörü hak etmediğim- için bunları her zaman paylaşamıyorum. Özellikle hassas konularda. Bunlar konuşulurken genellikle susmayı tercih ediyor ve duyduklarımı hazmetmeye çalışıyorum. (çok fena mide bozuyorlar) Fakat bu suskunluğun bana zarar verdiğini anladım.…

Yorum Bırak

Hangi Umut

Kişisel gelişim uzmanları bir yandan, motivatörler öteki yandan; (bazen de filozoflar tarafından) Hayata umutla bakmamız gerektiği sıkça hatırlatılıyor. Fakat hangi hayat, hangi umut? Biraz zorlasam hayata kısık gözle ve iğrenmeden bakabilirim belki, lakin umuda dair bir şey görebileceğimi sanmam. Bazıları fırsatını bilmemiz gereken anın tam da bu olduğunu söylüyor: Dünyanın bozuk hali. Kimisi bunu yeni yaşam alanı (Mars gibi) arayışlarıyla cevaplıyor, kimisi bozulanı düzeltmeye çalışmakla. Bu insanlar bakar kör falan mıdır? Halimiz yeterince gözler önünde…

Yorum Bırak

Boş Görmek

Hayata anlamla bakan gözlere sahip değilim. Fakat yine de her anımda anlam bulmasını bilirim. Ve ben bozuk gözlerime rağmen böylesi bir çaba gösteriyorken, insanların neticeye bağlanmayan şeylere ayrılan zamanı değersiz görmelerine tahammül edemem. İlerlediğiniz yoldan sırf daha sonu gelmemişken ayrıldınız diye attığınız tüm adımların hiçe sayılması bariz körlüktür; düz kafalılık ve sonuç odaklı olmaktır. Madem sonuca bu kadar odaklanılmış, öyleyse mutlak sona bağlı kalarak yaşamalı: Yani ölüme. Aklınızda her an ölüm varken, yaşadığınızın hayat olduğunu…

Yorum Bırak

Görüyorum ve Boş Veriyorum

İlgimi çeken, çekmeyen bir sürü meseleye tanıklık ediyorum sık sık. Fakat hiçbirine uzun süre bakmaya dayanamıyor, sıkılıp kafamı çeviriyorum. Ama ne fayda. Nereye baksam görüyorum onlardan bir tane. Din kavgaları, cinsiyet kavgaları, siyasi kavgalar ve adını anmakla rahatsız olacağım daha başka mevzular. En başından beri ilgisiz değildim tabii bunlara. Dahil oldukça keyif alırdım hatta; Ta ki tiksindiğim insanlar işe karışana dek. Pis ağızlarına aldılar her bir meseleyi, yitirdiler temizliğini.(kavganın temizi olur mu demeyin, sanatı bile…

Yorum Bırak