İçeriğe geç

Kategori: Öykü

İlk İnsan

[…] -Neden? -Ne bileyim! Sinirliyim. Bilmiyorum. Vazgeçsem şu sorulardan artık. Daha fazla dayanamam. -İyi misin? -Değilim. Kafamı kaldırmak istemiyorum artık. Görmekten yoruldum. -Bu mu sorunun? Başkaları mı? -Hayır, anlatamıyorum. Başkaları değil, var olacakları görmek yoruyor. Benden milyonlarca belki de milyarlarca düşünsene! -Her zaman duyarlı biri oldun zaten. İleri görüşlü… -Görmekten yoruldum diyorum, bıktım artık. Hala bencilim anlayacağım. Aynı şeylere bakıyoruz, aptal olma. -Kendine karşı fazla kabasın. -Olmalıyım da. Kibar davranmak ne kazandırdı ki? Ağır başlı…

Yorum Bırak

Boş Adam Öyküleri #10

Sıvılaşmış beyinler Boş Adam’ı erittiklerinden emin olduklarında Sincan’dan çekildiler. Boş Adam’dan geriye kalan yalnızca defteri ve kalemiydi. Onlar da Sincan halkının ayakları altında dövülüyordu. O sivri uçlu kunduralar üzerinden geçtikçe can çekişiyorlardı sanki. Canlı gibiydiler. Ya da içlerinde bir canlıyı barındırıyor gibi. Yüz yirmi kiloluk bir tırcı yanları patlamış ayakkabısıyla birlikte üzerlerinde gölge ettiğinde Boş Adam daha fazla gizlenemeyeceğini anladı ve açığa çıktı. Çıkmadan önce, yiyeceği darbeleri hesap ederek ellerini siper etmeyi planlamıştı. Planını da…

Yorum Bırak

Boş Adam Öyküleri #9

Yine yılardır yaşamaya alıştığı yuvasındaydı Boş Adam. Yalnız bir eksikle: Sedat’sız. Yeni dostu Rıfkı bile yoktu yanında. Şimdi her ikisi de kendi hayatlarına bazı değişiklikler eşliğinde devam ediyordu. Edilebilecek bir yanı kaldığı tartışılır ya. Onca olandan sonra yaşayası gelir miydi adamın? Tutunacak bir dal bulsa belki, çıkıverirdi o zaman buhran denen bataklıktan. Lakin dallar budanalı çok oluyordu. “İlle boğulacaz yani.” diye geçirdi içinden. Herkes ve her şey bunu istiyordu zaten, bu çakma Lüzumsuzun yok olmasını.…

Yorum Bırak

Bağımsızım, Bağnazım

“Yaşasın tam bağımsız insanlar!” diye bir ses koca bağnaz topluluğuna doğru yankılandı. Vücudu titriyor, kalbi bu eylemi kaldırmadığını bağırırcasına çarpıyordu. Bağnazların başı olacak kadar yetkili olmasa da topluluğu koordine eden bağnaz, çocuğa baktı. Çocuğu süzerken ki yüzüne oturmuş alaycı ifade her şeyi anlatıyordu. Kimdi bu çocuk? Nereden gelmişti? Bu sözü ona kim öğretmişti? Ayrıca bu ne cesarettir ki Kutsal Tapınma gününde bunu söyleyebiliyordu? Herkes güldü. Bu eski sözün, böyle bir çocuktan çıkması onlara komik gelmişti. Çocuk……

Yorum Bırak

Boş Adam Öyküleri #8

Daha önceleri kendini hiç bu kadar güçsüz hissetmemişti. Elin yavşak Necmi’sinden kaçmak olacak iş miydi? Belki afilli yetenekler kazanmıştı Necmi ama kendisi de bugüne bugün koskoca Lüzumsuzlar komutanıydı. Evet, komutanıydı. Şimdi kendinde ne rütbe ne yetki bulabiliyordu. Öylesine küçülmüştü ki, birkaç ay evvel Lüzumsuz ordusunu yöneten adamdan iz yoktu. Yalnız ismi, boyu posu aynıydı. Bu haliyle bırak Necmi’yi, sıradan bir Lüzumsuzla bile baş edemezdi. Peki ne olmuştu da bu hale düşmüştü? İnanın ben dahi bilmiyorum.…

Yorum Bırak

Boş Adam Öyküleri #7

Boş Adam, intikam almak için peşinden koşan eski dostundan habersizce Rıfkı’nın yanında saatlerini geçiriyordu. Bunu boşuna yapmıyordu tabii. Ondan kapabileceği birçok şey vardı. Hele de Rıfkı’nın eski bir lüzumsuz dönmesi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda… Tıpkı Boş Adam gibi o da Boşluğunu sorgulamıştı vakti zamanında. Bu durumun yıllar sürüşü ise sonunda lüzumsuz yanının körelmesine sebep olmuştu. Fakat Boş Adam’ın olayı biraz daha farklıydı. Her ne kadar öyle olduğunu sansa da bir Lüzumsuz değildi aslında. O bir…

Yorum Bırak