İçeriğe geç

İnsan mıyız

Öğlen saatleriydi. İki ev hanımı yaklaşık otuz kırk kadar nüfuslu apartmanlarının bahçesinde yaprak topluyordu. Işlerini bitirmeye yakın, yanlarına kavgalı oldukları bir kadın geldi. Kendisi yöneticinin karısı idi. Ve haliyle kocasının yetkilerini bizzat üstlenmiş, bu iki kadını apartman sakinlerinin şikayetleri üzerine azarlamaya kalkmıştı. Liste kabarıktı. Kediler için bahçeye mama koyulması, kömürlüklerin pis tutulması, biricik kocasının budadığı yerlerdeki yaprakların toplanması ve son olarak insan olmaları. Sabıkası olmayan bu iki hanım için yüz kızartıcı denebilecek suçlardı. Kadın şikayetleri sıraladıktan sonra sözü yasaklamalarına getirmişti. Artık bahçeye katiyen mama konmasını istemiyor, burayı temizleyerek diğer hanımların oturma ve sohbet alanı yapacağını söylüyordu. Kadınlardan biri itiraz etti: “Diğer tarafta oturun, benim kocacığım uyuyor.” “Orada da Abuzer bey uyuyor.” Anlaşılan bu tarafın insanı pek kayda alınmıyordu. Alınmalı mıydı ki zaten? Bir kere insan olmaları buna en büyük engeldi. Tartışma -içten edilen- bir dizi küfürle sona erdi. Hanımlar (insan olmayan da dahil) sıcak yuvalarına girdi. Kedilere mama veren hanımın kocası şükürler olsun ki evdeydi. Lakin ona sorsanız buna lanet ederdi. Çünkü az sonra karıcığının vızıltılarını dinlemek zorunda kalacaktı. “Müzeyyen hanım da kendini bir şey sanmaya başladı, neymiş bu bahçeye mama koyulmayacakmış, yaprak toplanmayacakmış. Hadsize bak sen.” “Allah Allah, kim diyormuş onu?” “Müzeyyen hanım dedim ya canım.” “Doğru, demiştin değil mi.” “Vallahi o da dediğini bırakmadı. Ben bunu susturmasını bilirim ya… Kocacığım, Seyyan hanımlarla bir olup bu sene yöneticiliği biz alsak ya?” “Yöneticilikle falan uğraşamam ben.” “Biz Seyyan hanımla hallederiz, bahçeyi de budarız yaprakları da toplarız. Yeter ki sen yöneticiliği al. Yoksa bunlar tepemizden inmeyecek. Bu tarafın bahçesinde toplanıp sohbet edeceklermiş, hem oğlanın ders çalışmasına mani olacaklar, hem senin uyumana.” “Hayırlısı olsun, bakarız bir ara.”

Frans De Waal’ın İçimizdeki Maymun adlı kitabından:

“İkiye bir manevralar şempanze kavgalarına hem zenginlik hem de tehlike katar. Koalisyonlar anahtar rol oynar. Hiçbir erkek tek başına hüküm süremez, en azından uzun müddet. Çünkü grup bir bütün olarak herkesten kurtulabilir. Şempanzeler güç birliği etme konusunda o kadar kurnazdır ki, bir liderin hem konumunu güçlendirmek hem de toplumun kabulünü kazanmak için müttefiklere ihtiyacı vardır. Tepede kalmak; zorla hakimiyet kurmak, destekçileri mutlu etmek ve toplu isyanı engellemek arasında denge kurmaya çalışmayı gerektirir. Bu kulağa tanıdık geliyor çünkü insanlarda da siyaset aynı şekilde işler.

Luit ölmeden önce Arnhem kolonisi, yeni sivrilmiş genç Nikkie ve bir ayağı çukurda, müsamahakar Yeroen tarafından ortaklaşa idare ediliyordu. Yetişkinliğe yeni adım atmış on yedisindeki Nikkie, keş kılıklı ve kaslı bir tipti. Çok kararlıydı ama herkesi alt edecek kadar dişli değildi. Artık fiziksel olarak liderlik vazifesini sürdürecek durumda olmayan ama perde arkasında ipleri elinde tutan Yeroen tarafından destekleniyordu. Yeroen, anlaşmazlıkları uzaktan seyreder, ancak her şey ayyuka çıktığında devreye girer, sükunetle taraflardan birini destekler ve böylece herkesi kararlarını dikkate almaya zorlardı. Yeroen genç ve daha güçlü erkekler arasındaki rekabeti kurnazca kullanırdı.”

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: