İçeriğe geç

Bokyiyen

Neler görüyorum böyle, sırf bir boklar yediniz diye böbürlenmek niye? Tamam; öyle ya da böyle yemişsiniz işte, bir de dudağınızda kalanları göstermeyin edepsizce. Ama imreniyorum size, iğrenmeden ve heveslice yiyişinize. Ben bu kadarını hazmedemezdim herhalde, zira dayanamıyorum kokusuna bile. Fakat hayatta kalabilmek için beslenmek gerek. Dolayısıyla ben de itiliyorum bok yemeye istemeyerek. Derin bir kepçeyle tabağıma dolduruluşunu izliyorum bokun; ve de lokmama göz diken doymak bilmez çakalları. Nasıl da akıyor salyaları, hiç dinmez mi bunların iştahları? Kime soruyorum ki. Hepimiz bokyiyen olmuşken nasıl bulurum soruma dürüstçe cevabı? Sormaktan kaçmak olurdu belki de bana mide ilacı. Fazlaca tekrarladığım şu haltı tiksinmeden yiyebilmekle de gelirdi hımbıllığımın arkası. Zaten ayık olmanın var mı ki faydası? Fayda; işte burada çıkıyor bütün boklar ortaya. Bir şeyler kazanmak için dolduruyoruz karnımızı tıka basa. Böyle olmamalıydı oysa, boğazımızdan geçenler gitmeliydi boşa. Sıçtığımızı yemek dolu bir çaba. Eğer dediğim gibi gitseydi boşa, o zaman sarılabilirdim hayata. Burnumu tıkamak zorunda da kalmazdım bu defa. Lakin hayat soğutmak istiyor kendinden inatla, aynı boku ısıtıp önüme koyuşuyla. Soğuyorum kardeşlerim, bir o kadar ısınıyorum da. Garip bir ilişki yaşıyorum hayatla.

Bilirsiniz işte…

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: