İçeriğe geç

Bir Şeyler Hakkında

Sahtekarlar 

Çekmiş karaları yüzü maskeli şakşakçılar. Ağlıyorlar utanmadan, gülerek maskelerinin altından. Bir de kardeşlik sözüdür düşmez ağızlarından. Kardeşinin yüzüne oynar mı insan? Yaramız derin diyorlar beresiz derileriyle, utanmadan. Bir anda düşüyor maske ve görülüyor ağzı kulaklarına varan. Yazıktır ki bu bir yas değil, maskeli balo imiş. Meğer herkes maskeyle gelmiş. Pot kırdığını anlayarak geri takıyor maskesini, namahçup kişi. Bunu gören davetsiz bir misafir, sessiz kalıyor olanlara. Kim inanır ki ona, bunca bağnazın arasında? Ve yine o oluyor suçlanan, maske takmayışıyla. Tahammül edemiyor riyakarlar, insanın berraklığına.

Kırılgan Kalpler

Ne de çabuk kırılıyor kalpleriniz, çatlamış kabukçasına. Söyleyin, nedir kabuğunuzu böylesine ince kılan? Çok mu geliyor hayat üzerinize, ya da çok mu yoruyor? Yoksa bir kabalık mı ettim size? Ah, hayvanlığıma verin. Bazen yapabiliyorum böyle insanlıklar. Söyleyin, nedir kalbinizi onaracak olan? Bir çift güzel söz mü, ya da pahalı bir armağan. Hoşnutsuz gelin edasıyla burun kıvırmayı bırakın, damatça çıkın karşıma! Korkmayın ısırmam sizi, gerçi bir hayvanım ya. Öğretin bana kibarlık erdemini. Nasıl kaçınırım incitmekten sizi, nazikçe kavradığım bardağın kulbu tuzla buz olurken? Belki de kaçmalısınız benden yine, tıpkı eski günlerdeki gibi.

Bencillik  Ve Yoksulluk

Kendimi paylaştım sizlerle. Zira sürekli küfredersiniz bencilliğime. Lakin kaldıramadı zayıf ve narin zihinleriniz beni. Buna rağmen, niçin paylaşmamı istiyorsunuz benden? Destek almadan yürümek çok mu zor size? Madem öyle, neden nankörlük ediyorsunuz paylaştığımda sizlerle? Neden bencil olduğumu fısıldayarak sokuluyorsunuz koynuma? Yoksa ecelimin yakın olduğunu öğrendiniz de göz mü diktiniz mirasıma? Bende zırnık yok, ne sizlere ne de kendime. Bencilliğim bundan ötürüdür; yoksulluğumdan. Tam bir akıl yoksunuyum sanırsam, yaşama ayak uyduramayan. Anlaşamamamızdaki sebep bundandır, zira farklı diller konuşmayız. Hal böyleyken, hiç sordunuz mu kendinize: “Ne zaman anlamaya çalıştım ki anlayayım ben bu yoksunu?” Aksine ey servet sahibi kişiler, ben vaktimi sizleri anlamaya harcadım. Fakat halen anlayamadım. Böylece anladım ki akıl yoksunuyum…

Kendinden Bahsetmek

Kendinden bahset bana  ey bilge, sana sual etmesem de. Dök içindeki dolup taşmakta olan erdemi benim yoksul zihnime. Parlat beni ışığınla, zira korkarım ben karanlıktan. Anlat, daha çok anlat. Sanki böyle söylemesem susacaksın ya… Anlıyorum seni. Aydınlatmak istiyorsun alemi, içindeki o sonsuz ışıkla. Ancak bir de aleme sor, aydınlanmak ister mi senin ışığınla. Sanki istemese karanlığa terk edeceksin ya… Yine de sen anlat. Zira ben de aydınlanmak ve aydınlatmak isterim tıpkı senin gibi, yaşadığım olağanüstü tecrübelerle karanlığa ışık tutmak. Başka nasıl gün yüzüne çıkar karanlıklar? Pabucumu yesin bilim ve edebiyat. Senin yaşanmışlıkların dururken, bahis konusu olmak onların neyine? Her şeyin merkezinde sen varken, onlara ancak “aydınlanmak” düşer. Sen yeter ki söze başla. Herkes ve her şey kulak verir sana. Sanki vermeseler başlamazsın ya…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: