İçeriğe geç

Aylar: Nisan 2016

Günah & Ahlak

İnsanoğlu, kafasına bir şeyler sokulabilecek erginliğe geldiği andan itibaren çeşitli aşılamalara tabi tutulur. Bu aşılamaların en başında günahlar ve sevaplar yer alır. Bu iki terim üzerine hayatına yön vermeye çalışan ve yetişen bireylerin iyiyi ve kötüyü ayırt etme tarzı günah ve sevaptan ibarettir ki bu bireylerin sağlıklı zihniyetler taşıdığını söylemek kesinliklikle aptallık olur. Şöyle ki: Aykırı davranışları “günah” sözcüğü ile bütünleyen kişi, kötünün ahlaki tarafını ele almaz, kötünün yalnızca dini yasaklar olduğunu sanır. İlerleyen zamanlarda dini görüşleri değiştiğinde ise kötüyü yapmasına engel olacak hiçbir güç görmez ve “saldım çayıra mevlam kayıra” hesabı bir tutum alır.

Yorum Bırak

Çizilemeyen Çizgi Roman

Çizime ilgisi olan çoğu kişinin usundan(aklından) geçmiştir bu düş.”Kendi çizgi romanını yapmak”. Bu düşü kuranların büyük bölümü ne yöntemsel eğitimler almıştır, ne de işinin eri çizerlerdir. Ancak kim kendi kurgusal ortamını yaratmak, bunu görsel bir döküme çevirmek istemez ki?

Yorum Bırak

Okudum: Tehlikeli Oyunlar – Oğuz Atay

Oğuz Atay okurken kendinizi yorgun hissedebilirsiniz, fiziksel bir yorgunluk değil tabii ki. “Ruhsal  bir yorgunluk yav!” deyip sizin gönlünüzü kolay yoldan çalmayı da tercih edebilirdim ancak ruhani de değil. İçinizde ağırlık hissedersiniz sadece. Boş bir ağırlık.

Bir de kitabı bitirdiğinizde, öyle bir biter ki, okuduğunuza lanet edersiniz. “Acelen neydi lan!” gibi ezici özeleştiriler yaparsınız. Oğuz Atay, öldürdüğü her Hikmet’te sizi de götürür, belki de öldürür. Toplumu eleştirmez, bireyin yazarıdır Oğuz Atay. Öyle de tanınır zaten, “Bireyin yazarı”. İnsanın ikiyüzlülüğünü acımasızca vurur yüzünüze. İşte böyle iğrençsiniz, işte böyle yapmacıksınız, işte böyle sahtesiniz, işte böyle düşüncesizsiniz, işte böyle anlamsızsınız, işte böyle aptalsınız, işte böyle azgınsınız, işte böyle…

İki kere iki.

2 Yorum