Yönetim Şekli

Çağımız Dünyasında, ülke yönetiminde bariz başarısızlık göstermekte olan, göze çarpan iki yöntem vardır. Fikir yönetimi ve din yönetimi. İki yönetim de ilk başlarda bazı kesimlerin gönüllerini hoş tutabilir. Ancak uzun vadede, ikisi de sorunlara gebe kalmaya oldukça müsait yönetim şekilleridir. Herkesin aynı düşünce ya da din altında toplandığı bir ülke hayal edin.(meselaaa yani) Çok geçmeden içeriden bölünmeler yaşanacaktır. Çünkü her insanın beyni farklı çalışmaktadır. Söylenen söz bir olsa bile anlaşılan iki olabilir. Hele de milyonların arasında bu sayı daha da katlanır ve fikir alt dallara bölünür, dinde ise mezhep kavgaları baş gösterir. Farklılıklara alışkın olmayan böyle bir ülkenin tebaası, en ufak değişkenliğin başını ezmek isteyecektir. Ancak ezmekte geç kaldığı bu baş büyüdüğünde daha büyük kavgalara, hatta savaşlara mahal verir. İnsanlar farklı düşünceler içerisindedirler. Ancak tüm canlılarla ortak olan bir yanımız vardır ki, bu da çıkar gözetimidir. Bu çerçeveden bakıldığında, kendi türüyle anlaşmazlık gösteren insanoğlu, tamamen başka bir türün üyesi olan kediler ile ortaklık kurabilmektedir. İnsan kedinin karnını doyurur, kedi ise insanı olumsuz enerjiden arındırır. Bu etmeni esas alan bir yönetim şeklinde, ayrım yapılmaksızın herkesin çıkarları gözetimi söz konusu olmalıdır. Bu konuda ayrım yaşandığında, yönetim tıpkı diğer şekillerdeki gibi düzensizleşir. Her yöntemde ayrılık ve sorun payı vardır. Ancak, kişisel çıkar iç güdüsü, toplumsal bilinç kırbacı ile terbiye edildiğinde, olası ayrılıkları en az seviyede tutabilecek yöntem budur. Toplum bilinci taşıyan insanlar, gözettikleri çıkar çemberi sınırlarını genişleterek beraber yaşadığı insanları da kümeye dahil eder. Diğer yöntemlerin toplumsal bilinç taşıması yine uzun vadede bir şey ifade etmez. Çünkü kabullendiğimiz görüş ya da din; bize, bazılarına karşı çekinmeyi ve güvenmemeyi öğütler. Çıkar yönetimi, sağlıklı ve mantıklı bir yönetim şekli olmakla birlikte, güçlü bir savunma sistemidir. Herhangi bir “yöntemle” uyutulmamış olan bireyler çıkarlarının tehlikede olduğunu fark edebilir. Ve bu doğrultuda gardını alır. Bu farkındalık toplumsal boyuta taşındığında, çıkarlarını gözeten bireyler tehlikeye tepki vermekte gecikmez. Aksi bir yönetimde, yani uyuyan bireylere sahip bir ülkede; gelecek tehdit, savunma sistemini(olduğu bile şüphelidir) rahatlıkla atlatır ve halkı zehirlemeye koyulur. Bu yönetimde milletin ve ülkenin bekası her zaman sallantıda olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir