Yoldan Çıkmak

Çok severim yoldan çıkmayı. Kendini bulmanın ilk adımıdır çünkü bu: Zorla yerleştirildiğin sınırları aşmak. Adımını attığın anda görürsün ki nice yollar varmış daha başka. Ve bir kere çıktın mı o eski yoldan, istediğin yeni bir tanesine girmekte hür olursun artık. Önce korkutur bu seçim, çünkü yalnız ve kimsesiz olursun yolun başında. İlerledikçe artar yoldaşın, ancak sen onlara kanma. İleride olmandır onların sende bulduğu tek şey, cesaretin ya da temiz yüreğin değil. Bu yüzden seninle aynı yoldan gidenlerle dostluk kurma. Zira düşman kesilecektir her biri yolun sonunda. Yolsuzlarla da fazla kaynaşma, köstek olacaklardır daima sana. Görüyorum ki sıkıldın bu soğuk öğütlerden. O halde beni dikkate alma. Yaşa, gör ve kendi öğüdünü yarat bir başına. Unutma, benim gördüklerim yalnızca bana!

Ama benim kadar anlayışlısını bulamayacaksın hayatının geri kalanında, bunu da unutma. Boğazına kadar öğütle dolacaksın, ta ki o ana kadar: Boğulana! Şayet razı değilsen buna, yüzmeyi bir güzel öğren derim, daha derinlere dalabilmek adına. İşte o zaman azabını yitirir maruz kaldığın tüm öğütler. Su dolmuş kulaklara nasıl işleyebilir ki azgın sözler? Hem ihtiyacın yok kirli temiz her şeyi işiten zayıf kulaklara. Aklınla süzdüğün sözcükler var senin, ağzından büyük bir dikkatle çıkan. En güçlü silahındır bu, başa çıkmak için süzgeci tıkalılarla.

Yine de onları hafife alma. Zira ustalıkla dökülür dudaklarından, anlamı olmayan bir yığın söz. Ve öylesine sivridir ki uçları, kulaklarını tıkamak yararsız kalır bazen. Kalbinin de çelikten olması gerekir, budur kesin kurtuluş onca sözden.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir