Tarihsel süreçte birçok ulus, henüz neye uğradığını fark edemeden çeşitli siyasetler adına uyuşturulmuş ya da devşirilmiştir. Aslen uyuşturma işlemi oldukça basittir. Lakin can alıcı noktası hissettirmeden vuruşudur. Şöyle ki: Kendi ihtiyaçlarını üreterek gereksinimlerini karşılayabilen bir topluluk, ulusal ruha ve bilince sahip olsa bile, önüne kazanmak için emek gerektirmeyen ürünler konulduğunda ve sezdirmeden başka bir kisve altında yabancı kültür aşılandığında, yani üretim durduğunda ve yalnızca tüketim yapıldığında, bu ulus karnını doyuran ve ihtiyaçlarına cevap veren tedarikçisine hayranlık duyar ve zamanla bağlanır. Böyle bir bağlanış içerisinde olan ulus, artık üretebilmek için hayli tembelleşmiş ve öz kültürünü terk edip yeni ebeveynlerini kendine örnek bellemiştir. Durumun izahı aşağıdaki gibi basit bir örnekle yapılabilir:

A kişisi, her gün kendisine bir çikolata almaktadır ve oldukça beğenerek yemektedir.(bu beğeni bir süre sonra ihtiyaca dönüşür) Bunu gören B kişisi, A kişisine “iyilikte” bulunmak ister ve ona her gün bir çikolata almaya başlar. A kişisi artık çikolatayı enerji ve kaynak harcamadan elde etmektedir. Bu durumu devam ettirebilmesi için tek yapması gereken B kişisine olan bağlılığını korumaktır. Bağların çözüldüğünü hissettiği anda, çikolata akışını kaybetmekten korkar ve B kişisinin gönlünü hoş tutmak adına bazı tavizler verir. B kişisinin beğenisini kazanmak için onun gibi giyinir, onun dinlediği müzikleri dinler, hal ve hareketlerine de onun beğenisini kazanacak şekilde yön verir. Böylece A kişisi kısmen yok olmuş, yeni bir B kişisi türemiştir. Yani A kişisi, karşılıksız çikolata elde etme istenciyle uyuşuklaşmış, zamanla B kişisine dönüşerek ise devşirilmiştir.

Vermiş olduğum örneğin kahramanlarını geçmişte ve günümüzde yaşanan uyuşturma politikalarına bakarak değiştirmek pek tabii mümkündür. Ancak oyuncu listesi o kadar kabarıktır ki, biz A ve B kişileriyle yetinmeye devam edelim.

Uykudan uyanmak için çimdiklenmekten fazlası gerekmektedir. Lazım olan perhiz yapmaktır. Ulus kendini “aç bırakmalı”, hayvani ihtiyaçlarına kulak vermekten bir süre kaçınmalıdır. Elbette yemek yemeye devam etmelidir, fakat yemeği bir amaç haline getirip midesini tıka basa doldurmamalıdır. Evrim uzmanları, insanların yemeğe bu denli düşkün olmalarını geçmişteki yaşantılarına bağlarlar. Meyve dolu bir ağaç bulan insan için o anda yapabileceği en mantıklı şey (meyveleri -şayet varsa- yuvasına taşıyabilecek durumda değilse) tıka basa dolana kadar meyveleri yemektir. Bu ise onun ihtiyacının katbekat üzerindedir. Gereğinden fazlasına olan ilgi, insanlara hayvani dönemlerinden kalmıştır ve doğal olarak hayvancadır. Hayvanlar ise eğitilmeye ya da konu üzerinden gidecek olursak “uyuşturulmaya” pek müsaittir. Köprüden çok sular akmasına karşın, insanlar halen hayvanlıklarını üzerlerinden atamamıştır. Atamadığı sürece de başka hayvanlar tarafından uyuşturulmaya müstahaktır.

Kategori: Deneme

Bir Cevap Yazın