Unutulan Kullar

7. yüzyıldan sonra Dünyaya gelme lüzumsuzluğunda bulunmuş bütün faniler, Tanrının unuttuğu kullara tabiidir. Unutulan kullar artık Tanrının mucizelerini hak edemez bir vaziyette kendi başının çaresine bakmanın yollarını aramaya koyulmuştur. Bu kutsuz yolda türümüz doğada örneğine pek rastlanmayan bir şey gerçekleştirmiştir. İnsanlık hayatta kalmak için kendi türünü katletmeyi(ve daha nice türleri) bir uğraşı haline getirmiştir. Tanrının mucizelerine ve şefkatine muhtaç olduğumuz pek açıktır. Ancak muhtemelen bizler onun sevgili kulları değiliz. Aksi halde saçımızın tek bir teli incindiğinde koca Ayı ikiye yarmaz mıydı? Mucizelerin ihtiyaç olduğu anlarda gerçekleştiğini söylerler. Görünen o ki insanlık peygamberlerin ölümünden sonra her meziyete kabil olmuş ve bir zorlukla karşılaşmamıştır. Bu durum insanlığın artık ilahi güçlere ihtiyacının kalmadığınının göstergesi midir, yoksa mucizeler aslında hiç gerçekleşmemiş midir? Sanırım bu soruyu Ay üzerinde yarık izleri gözlemleyen “alimlere” yöneltmek daha yerinde olur. Ne de olsa Dünyanın, evrenin merkezi ve düz olması gibi ilmi değeri yüksek bilgileri bu alimler sayesinde öğrenebiliyoruz. Bana kalırsa insanlık eğer istikbalini bir nebze dahi önemsiyorsa bu alimlere kulak vermelidir. Aksi takdirde “Şeyh Pir” gibi önemli değerlerimizi ecnebilerin sahiplenmesine seyirci kalır ve kendi özümüzü unuturuz. Amerika’yı müslümanların keşfetmesi gibi gurur okşatıcı mazimizden ise bihaber kalırız.

Alimleri bir kuyuya bırakıp konumuza dönecek olursak insanlığın kendi gayretleri ve çabaları ile eksik ya da kusurlu yine de bir düzen oluşturduğu gözler önündedir. Bu düzeni inkar edip yıkmaya çalışanlar olduğu gibi, pek de muazzam olmayan bu birikim yığını halindeki düzeni ilahi güçlere atfetmeye çalışanlar da vardır. Bu atıf aklımıza birkaç soru getiriyor.

1.İlahi bir varlığın oluşturduğu düzende nasıl olur da kusurlar bulunur?

2.Bu düzen türümüzün birikimi değil de Tanrının eseriyse neden insanlığın ilk çağlarına ait buluntularımızda aynı düzeni işaret eden veriler elde edemiyoruz?

Türümüzün, çağımızdaki dünya görüşü ve yaşayış biçimi dinlerin oluştuğu ve daha önceki dönemlerden o denli uzak ki: O dönemde yaşayan bir kişinin alınıp günümüze getirilmesi, o kişide muhtemelen “öbür Dünyaya gittim” algısı yaratır. Elbette bunun sebebi yalnızca gelişen teknoloji olmayacaktır. Bulunduğu coğrafyaya göre değişen düzen ve ahlaki yapı da düştüğü yanılsamada pay sahibidir. Neticede her ikisi de insani kurgular ve yapılardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir