Ucu Kaçan Sorgulama

Hiç ,uçsuz bucaksız evreni düşleyip kafanda oluşan sorular içerisinde boğulduğun oldu mu?Olmasın.

Diyelim ki oldu ve evrendeki en küçük organizmadan en büyük galaksiye kadar aklından geçirdin,ancak bir neticeye ulaşamadın.Küçük olanın bir kat küçüğü,büyük olanın daha büyüğü peyda oldu sorgulayan aklında.Kaçınılmaz olarak tüm bunları sorgularken “kendin” geldi aklına.”Evrendeki yerim” bilinmezini attın ortaya.Yine cevapsız kaldı soru.Ancak sorgulamaya devam ettin.İpin ucu kaçmıştı bir kere.Sordun ve sordun.”Ben neyim, ne boka yarıyorum?”

Sorular silsilesinde kayboldun.Yolunu bulmaya çalışıyorsun.Fakat hazırladığın sorular bitmek üzere.Sadece soruyla da olsa,aklın ile olan o “anlamsız” sohbeti devam ettirmek istiyorsun.Boş gözler ile çevreni süzüyorsun.İçinden “Ne anlamı var?” diye geçiriyorsun tekrar, tükenmek üzere olan sorularından birini daha harcayarak.Ancak tahmin ettiğin gibi yine cevap yok.Kendi kendine konuşuyorsun.Sanırım delisin.

Aklına yeni sorular geliyor,yine cevapsız kalacak olan.Ama çekinmiyorsun sormaktan.Sorular diziyorsun birbiri ardına.Sohbet ilerledikçe aklın ile,yoruluyor artık beynin.”Yeter.”diyor.”SORMA.”

Ama söz dinlemiyorsun.Soruyorsun.Öğrenme merakıyla dolu bir çocuk gibi “neden” ve “niçin” diye tekrarlıyorsun sürekli.Ardından semadan bir ses yükseliyor.Cevap geldi sanarak heyecanlanıyorsun.Heyecanlanma.Ekmek almaya yollayan anneciğinin sesi bu.İşte o zaman buluyorsun yolunu. Bu yol gerçeğin yolu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir