Sevginin İspatı

O değerli insanlara sevgimizi kanıtlayabilelim diye belirlediğimiz özel günlerde bizden beklenen biricik şey öyle ya da böyle bir hediyedir. Böylece tüm sevgimizi içtenlikle sunmuş olacağızdır. Sözde tabii…

Bu küçük merasimin ufacık dahi ispat niteliği taşıdığını sanmıyorum. Hele de sevgi gibi bir duygununkinin. Bunun dışında bir işlevi varsa eğer, o da herkesçe bilinen ama gizlenen çıkar ilişkilerinin devamını sürdürmeye yönelik verilen bir söz olmasıdır. Zira beklentiler üzerine kurulu her türlü ilişkinin tarafları, karşısındakiyle olan birlikteliğinde öz çıkarlarını esas alır. Bunun devam edebilmesi için de beslendiği kişinin isteklerini bir nebze olsun karşılamalıdır.

Sevginin ispatına dönelim. Duygu ölçen teknolojiler haricinde bunun da mümkün olabileceğine inanmıyorum. Çünkü bin yıllardır tiyatrocuların yapageldiği gibi duygular taklit edilebilirdir. Sinirli olmadığı halde sinirli, ya da mutlu olmadığı halde mutluymuş gibi davranmak bağlı bulununan koşullar içerisinde fayda kazanımı gözetildiğinde çoklarınca yapılabilecek bir oyundur. Bu davranışın içgüdüsel olması da böylesi bir hileye başvuranların sayısını epey arttırmaktadır. Bunun yanında, ortada bir güvence olmadığının farkında olduğu halde sevginin kanıtlandığına inanıyormuş gibi yapanların da olması, insan ilişkilerini bir dizi entrika yığınından oluşan pembe dizilere çevirmektedir. Kısacası ne ak göt bellidir ne de kara göt. Tüm bunlara rağmen, ispat dilenmeksizin sevgiye sualsiz iman edenler takdir edilesi insanlardır.

Peki sevgiye, yani insanlarca kutsallaştırılmış hormonal bir duyguya tarafsız incelemeler yöneltip onu soyundurmak doğru mudur? Deminden beri yaptığım bu olduğundan böyle bir soru sormak bana düşmüyor zannediyorum. Lakin insanoğlu işte, üzerine düşmeyen şeylere dil uzatmaktan haz aldığından bundan geri duramıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir