İnsanlar üzerinde yapılan DNA testleri ile, çoktandır tahmin edebildiğimiz üzere saf ırkın az rastlanan bir şey olması somutlaşmış hale geldi.Peki saf değiliz diye milli değerlerimizden ve kültürümüzden feragat mı edeceğiz?Tabii ki hayır.

Bana ve birçok insana göre bizleri bir millete mensup kılan şey -elbette kanımızın da payıyla birlikte- yetiştiğimiz ve benimsediğimiz kültürdür.Zira çok derinlere indiğimizde balinalarla,çiçeklerle ve böceklerle bile akrabayız.Aynı türden olmadığımız canlılarla bile genetik olarak oldukça benzeştiğimize göre,aynı türden olup da farklı soydan olan insanlarla benzeşmemize şaşmayalım.Gel gelelim Türk adına anlam katan etken tek başına kanımız değil, milli birikimlerimiz,ekinimiz ve toplumca gerçekleştirdiğimiz eylemlerdir.Diyelim ki bir insan “saf” Türk.Ancak yetiştirilmesi için Çinli bir aileye veriliyor ve Çin kültürü ile yetiştiriliyor.Bu çocuk kimlerin nazarında Türktür?

Bilindiği gibi, milli birikimlerimizin yanında kanımızın getirdiği kalıtsal özelliklerimiz de var ve bunlar Türk kimliğini oluşturmakta kültür kadar önemli bir etken.Peki genetik ve kültür olgularına bakarak kim Türk(ya da herhangi bir soy), kim değil sorularını sorabilir miyiz?Türk sayılmak için DNA’mızın ne ölçüde Türk geni taşıması gerekir?Ne derecede Türk kültürü ile yetişmeliyiz?Bunlar benim bileceğim ve sormak istediğim sorular değil.

Asıl konu,hangi soydan olursak olalım diğer soylara ve canlılara kendimize verdiğimiz değerden daha azını vermememiz gerektiği.

Elbette dünya üzerinde değer görmeye layık olmayan insanlar barınıyor.Ancak buna hangi milletten olduğuna bakarak değilde, insani ve ahlaki değerlerimiz doğrultusunda karar verelim.

Elbette küçük veya büyük sorunlar yüzünden başkalarına kin ve nefret besliyoruz.Ancak bu sorunları kinimizi ve nefretimizi harlayarak çözemeyeceğimizi bilelim.

Elbette milletler arasında dönen savaşları ve entrikaları “Aman canım akrabayız işte.Gasp etsin hakkımı.Gasp etsin vatanımı.Gasp etsin milli ve insani değerlerimi.” mantığıyla çözemeyiz.Çözümü yapıcı düşünerek arayalım.

Sonuç olarak, dünden bugüne,bir milletin(topluluğun) başka bir millete(topluluğa) hücuma kalkması siyah ya da beyaz, turuncu ya da mavi olmasından değil, bir şekilde çıkar sağlamak ya da hayatta kalmak niyeti beslemesiyle gerçekleşti.Her ne kadar kendi milletimizin çıkarlarını ve haklarına öncelik versek de bir ihtimali görmezden gelmek mümkün değil.O ihtimal ki:Milli çıkarlarımız doğrultusunda yaktığımız canlar,yıktığımız yuvalar sonucu hayatta kalan son millet olduğumuzda milli çıkarlar yerine kişisel çıkarlar gözetilecek.Bir tek kişi hayatta kaldığında ise ne gözetilecek bir şey, ne de paylaşacak bir kimse bulunacak.(Lan yine ipin ucunu kaçırdım.Na böyle uçsuz bucaksız düşüncelere daldığınız zaman da gerçek dünya ile bağlantınızın kopabildiğini unutmamak lazım.)

Kategori: Deneme

Bir Cevap Yazın