Okudum: Kinyas ve Kayra – Hakan Günday

Tempoyu bulmuşken yarım bırakmamak gerek aslında. (Şahsi bir espri, çok takılmayınız.)

Saçma bir giriş yapsam dahi bahsedeceğim konuyu, ikinci kez denediğim giriş paragrafında anlatabileceğimi düşünüyorum. Bir kitap, içindeki iki karakter ve üç farklı parçaya bölünmüş hikayenin basit bir reklamını yapacağım bugün.
Efendim?
Haa…
İsmini soruyorsun.
Kinyas ve Kayra,
Hakan Günday’ın ilk kitabı.

YouTube’da denk geldiğim bir konuşmasında şöyle diyor Hakan Günday:

[…]
Bir gün okula doğru sağa döneceğime sola döndüm ve o kıraathanelere girip, bi’ kağıt bir kalem alıp düşündüm. Düşün ne kadar kötü bir öğrenciyim. Ve yazmaya başladım. O güne kadar hiç bir şey yazmamıştım. Yazmakla ilgili hiç bir fikrim yoktu. Sadece kendime yapacak bir iş arıyordum. Dolayısıyla gayet kötü niyetle başlamıştım bu işe. İlk cümlem “Asansör 4.katta durdu.” cümlesiydi. Bu Kinyas ve Kayra’nın ilk cümlesiydi.
[…]

İşte Hakan Günday’ın genç yaşta ve -eğer ki söylediğine inanırsak- o güne kadar hiç bir şey yazmayan insanın bu denli akıcı, nispeten iyi kurgulanmış ve kolay kolay sıkılmayacağı bir kitap yazabilmesi…
Valhalla’ya bile giriş daha kolaydır herhalde.

Kinyas ve Kayra’nın iki farklı isim olduğunu tahmin etmişsindir. Bence bunu yapmışsınızdır ya! Yaparsın be sen, yürrü bee!

Neyse.
Kinyas ve Kayra karakterlerini üstünkörü bir vaziyette incelemek gerekirse “iki şizofreni hastası psikopat” olarak özetlenebilir.

Ha yok ben detay istiyorum diyorsan, kendin kaşındın.

Kinyas’ı, kitaptan kopya çekerek, tanıtmak gerekirse:

Ben, Kinyas dünyaya düşünmeye geldim. Her şeyi hayal etmeye geldim.Çektiğim ve çektirdiğim bütün acılar beni havada tutan balonu şişirmeye yarıyor. Ben hiçbir şey bilmiyor ve hissetmiyorum. Sadece hayalimde yaşıyorum dünyayı.
Sayfa 169

Kayra’yı da aynı taktikle özetleyebiliriz herhalde:

Oksijenle alışverişi olan her yaratık midemi bulandırıyor. Göz kapaklarımı derime kaynak makinesiyle yapıştırmak istiyorum. Bir canlı daha görmemek için ! Ellerimden, ayaklarımdan korkuyorum. Kalabalıklardan korkuyorum. Tek isteğim bütün düşündüklerimi içinde barındıran beynimi bedenimden yırtıp uzay boşluğuna fırlatmak.
Sayfa 176

Bu tabloya baktığımda, ne birbirinin birebir aynısı, ne de bambaşka iki insan diyebiliyorum.

Tek kişilik safari yolculuğuna ne dersin? A-haa! Biliyordum. Ama yanında iki tane psikopat var, kaba eti kollamakta fayda var.

Hikaye başlarda Afrika’da uzun bir safari keyfi çektirdikten sonra güzelce bir Meksika havası solutuyor. Dünya’nın neredeyse yarısını gezdikten sonra ana vatana dönmeden olmaz değil mi? Olmaz…

Daha fazla tadınızı kaçırmadan geliyorum ufak tefek fiziksel detaylara. Kitap üç parça haline ayrılmış, diye başta söylemiştim. Aslında içindekiler kısmında üç kitap olarak isimlendirilmiş.

Neyse. Birinci kitap “Kinyas, Kayra ve Hayat” bölümü, ikinci kitap “Kayra’nın yolu” ve üçüncü kitap ise tahmin edebileceğiniz üzere “Kinyas’ın yolu”. Son iki …’nın yolu başlıklarını biraz yadırgasam da üzerinde çok da durmadım açıkçası. Sonuçta dizi çekmiyoruz yeaağ…

Kitap 567 sayfadan oluşuyor. Genel olarak bölümler kayıyor gidiyor elinizden ve zihninizden. Normalde 10-15 günde bitecek kitabı 1 ayda bitirmenin verdiği hüzünden bahsetmiyorum daha. Çok yoğunum be! Vurmayın hemen.

Evet, 500 sözcüğe ulaşmadan yazımın sonuna geliyorum. Son soruyu da cevaplamadan olmaz. Eee hacı tavsiye ediyor musun?
Eğer ki ergenvari psikolojik durumları seviyor, depresiflikten haz alıyorsanız okuyunuz. Farklı bir tat arıyorsanız okuyunuz. Ha’ yok kardeşim ben psikolojimi sağlıklı tutmak istiyorum diyorsanız, uzak durunuz.

tumblr_nnh836PEW21s7lxt1o1_1280.jpg

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir