Öykü

Çamlık

Çamlık

Ufak bir ormancıkta oturmuş, etrafı seyrediyordu. O an çağının en büyük hastalığını başlatacak kişi olarak anılacağını kesinlikle düşünmüyordu. Pek çok şeyden de habersiz, fakat somurtkandı. Beklentiler içinde boğuluyordu, başkalarının ona karşı olan beklentileri ve de en önemlisi kendisine karşı duyduğu beklentiler harman olmuş, ciğerini darlıyordu. O an oturduğu yeşilliğin içerisinde, bağıra çağıra söylediği şarkıları ormancığın Continue reading Çamlık

Bir Matematik Salısı

Bir Matematik Salısı

Bi’ matematik dersinden daha selamlar! Evet, siktiğimin dersinden sıkıldım. Yapacak bir şeyler ararken defterime başvurabileceğim aklıma geldi. Neyse… Ya… Çok sıkıcı lan. Anlamıyorum. Anlamadığım bir şeyi kafama sokmaya çalıştıkça yoruluyorum. Uçmaya çalışan panda gibi yani. X beni seviyor, Y tam bir orospu çocuğu, f(x) Koreli bir şarkı grubu, mutlak değer… Hiç bi’şey mutlak değildir. Negatif, Continue reading Bir Matematik Salısı

Boş Adam Öyküleri #6

Boş Adam Öyküleri #6

Tüm bunlar yaşanırken Boş Adam’ın dünyası çalkantı içerisindeydi. Düzeni sarsan Necmi, gücü de ele geçirmişti. Muazzam gücünün Düşler Diyarı’ndaki yöneticiler tarafından hissedilmesi fazla gecikmemiş, bir gariplik olduğunu sezen yöneticiler çabucak bu gücün taşıyıcısını yanlarına çekmişti. Karşılarında Sincanlı bir lüzumsuz gören yöneticiler haliyle irkilmişti. Lüzumsuzların bu denli bir güç taşıması kimseler tarafından beklenemezdi. Lakin yavşak Necmi Continue reading Boş Adam Öyküleri #6

Çirkin ve Çelimsiz

Çirkin ve Çelimsiz

Ücra bir köşeye sinmiş, yediği haltın ardından suçluluk duygusu taşıyan küçük bir çocuk gibi kala kalmış ıssızda. Birilerinin onu bulunduğu yerden çekip kurtarmasını ve sıcak süt ile çikolatalı kurabiye vermesini bekliyor. Hem böylece o da büyüyüp topluma yararlı bir kişi olabilir. Lakin hayat… “Hepimiz için farklı planları vardır” değil mi? Soylu şehzadeler çöpten beslenmek zorunda Continue reading Çirkin ve Çelimsiz

Boş Adam Öyküleri #5

Boş Adam Öyküleri #5

Uyanalı yaklaşık yarım saat oluyordu. Gözünü tavana dikmiş, derinlere dalmıştı. Dolu Adam’ın öldüğü haberi henüz kulağına ilişmemişti. Yakınlarda bir savaşa gireceğini sanıyor ve bu savaşı kazanamayacağını düşünüyordu. İçindeki kuruntular onu savaş şevkinden mahrum bırakmıştı. Gerçekten lüzumsuz kalmayı istiyor muydu? Ya her gün park köşelerinde çığırmayı? Artık ne boş olmak onu cezbediyordu, ne de dolu olmaya Continue reading Boş Adam Öyküleri #5

Saygısız

Saygısız

Uzun süredir yoksulluk içinde çırpınıyordu. Elinde avucunda hiç saygı kalmamıştı. Biraz olsun saygılarının kalmış olabileceği ümidiyle eş dostun kapısına varıyor, karşılarında utançtan kızarmış yüzü ile dikiliyor ve iki lokma saygı dileniyordu. Yazık, yakınları da en az kendisi kadar yoksuldu. Bu çağın kıtlığından çevresi de kaçamamıştı. Hesap defterini çıkardı ve geçmişten kalan alacaklarına baktı. Listede neredeyse silinmek üzere Continue reading Saygısız

Boş Adam Öyküleri #kısabirara

Boş Adam Öyküleri #kısabirara

Boş Adam, tüm bu savaş işlerinden yorgun düşmüş ve kafasını toparlayıp rahatlamak için lüzumsuz tebaasından uzaklaşmıştı. Daha önce hiç gitmediği bir şehirde, hiç bilmediği bir parka oturdu. Bu defa niyeti kötü değildi, belki biraz insancılık oynamak. Huzuru bulduğunu düşünerek, lüzumlu insanları izliyordu ki, birden kafasına atılan taşla irkildi. Döndü ve arkasına baktı, kimse yoktu. Kendine, Continue reading Boş Adam Öyküleri #kısabirara

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Bankta Arslan ile boş bir sohbet içerisindeydi. Ara ara tuhaf snapler çekiniyorlar fakat yayınlayamıyordu. İnternet paketini son zamanlarda gereğinden fazla zorlamıştı çünkü! Bir elinde sigara, bir elinde telefonuyla ‘popi’ ibnelere benziyordu. Tam bu sırada karşılarına iki teyze oturdu. Bağladığı eşarptan taşan beyaz saçlarının süslediği beyaz, sarkık cildiyle tatlı teyze garip ses tonuyla bağırdı: -Eneee! Para Continue reading Anıcık: Teyzelere Gelmek

Dost Yoksunu

Dost Yoksunu

Kutsal bir gündü. Günün ibadetini yapmak için herkes bir araya toplanmıştı. Ayinin başlamasına henüz vakit vardı. Bu yüzden bekleyenler sohbete tutuşmuşlardı. Birisi hariç. O Dost Yoksunu’ydu. Dostu olmadan sohbet ateşine katılıp nasıl tutuşabilirdi? Dakikalarca dostsuzluğunu koruyan bu zavallıya, çevresindekilere nazaran daha ağırbaşlı ve terbiyeli olanı acıma belirtisi gösterdi. Belki de merhamet… Cebinden çıkardığı kibriti yaktı Continue reading Dost Yoksunu

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Sınıfın duvarlarını delen bir ses ile bağırdım: “Yeter ulan!” Basit bir tümcenin bu kadar etki yapmasını beklemiyordum. Sınıfın içinde hoş bir sessizlik oluştu. Defteri anlamsızca karalayan çocuk, arkadaşına iğrenç espriler fısıldayan godoş, saçını egosuyla karışık okşayan kadın ve diğer tüm herkes, durmuşlardı. Sesimin gücü zamana hükmedebilirmişim gibi hissettirmişti. Güçlüydüm, önemli bir şey kazanmıştım bu gereksizlik abidelerinden. Continue reading Müsaadenizle Konuşuyorum!