Harikalar Diyarı Seyahatnamesi

Tan yerinin ağarmasıyla güneşin ışıkları Gri Şehrin en büyük parkına, Güliver’in tam alnına vurur. Yola işte tam bu vakitte, yanımızda ağzına kadar kahve dolu termos ve iki bardak ile yola çıktık. Sanıyorum ki daha önce bu saatte oradan geçen olmadığı için güvenlikler kapıdan geçerken, başta yadırgasa da, hemen karakter analizi yaptıktan sonra kendi kafasında ki kurgusal güvenlik kapılarından geçmemize izin verdi.

harikalar-diyari-giris-3

Harikalar Diyarı’nın görkemli onlarca kapılarından biri olan Giriş 3’ten içeri adımımızı attık. Hangi girişten girerseniz girin onlarca çardak, çardakların yanında mangal yakabilmek için peri bacalarını andıran kara kazanlar, en az iki çocuk parkı, her çocuk parkında da birkaç tane Caillou, Temel Reis, Keloğlan gibi çocuklara özel heykelimsi salıncaklar, bitmek bilmeyen, onlarca dallara ayrılan beton yol ve “Angara’ya deniz getirdik ya la!” cümlesindeki deniz… ya da şöyle diyelim “gölet”.

harikalar-diyari-2

harikalar-diyari-oturaklarMart aylarının başında suyu çekilip temizlenen ve Nisan ayının sonlarına doğru da tekrar doldurulan göletin karşısındaki tahta salıncaklar benim favori mekanımdır. Deniz olmayan şehirde, gölete karşı iç çekmek, tıpkı bir okyanusmuşçasına, ufuk çizgisinde tükendiğini düşlemek istesem de arkadan sırıtan koca, cırtlak renkli yapılar buna engel oluyor.

Ankara’nın sabah soğuğuna daha fazla dayanamayıp birer bardak kahve dolduruyoruz. Sigara yakıyorum. Sabah boşluğundan faydalanıp 20.yy hippileri gibi saçma sapan bir şekilde geziniyor, eğleniyoruz.

Gece 12’den sonra parkın boşluğundan faydalanıp ortaya çıkan köpekler sabahın erken saatlerinde de bizi selamlıyor. Pek tabii biz de götüm götüm hepsinden yol değiştirme suretiyle kaçıyoruz. Ufak adrenalin salınımından sonra yoruluyor ve üç düğün salonu ve beş kafenin önünden geçtikten sonra bulduğumuz ilk banka oturuyoruz.

Harikalar Diyarı’nın uçsuz bucaksız büyüklüğü bilmem kaç tepeyi de kapsamakta. Bir çok kez yolu kısaltmak için bu tepeleri bir yeşiller içinde gezinen bedevi misali tırmandığım dahi oldu. Yine birkaç tepeye çıkıyor, iniyoruz. Fakat bu sefer yolu kısaltmak için değil. Yapmak istediğimiz için yapıyoruz. Zaten belirli bir yolumuz olmadığından, yolu kısaltmaktan bahsetmek de gerizekalılık olurdu.

harikalar-diyari3

Güneş iyice kendini belli etmeye başlıyor, güvenlik görevlileri nöbetlerini devrediyor, insanlar ise yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Harikalar Diyarı sadece içeri girip oynamak, gezmek, piknik yapmak için kullanılmıyor. Birçok kişinin de aynı zamanda İpek Yolu, Ekmek Yolu, Önemlibirşeyler Yolu. İşe gidenler, okula gidenler ve belirli rotası olan insanların yolu kısaltmak için kullandığı betondan, sadece yayalara özel yol. Tabii güvenlik görevlilerinin araçlarını saymazsak.

Girdiğimiz yere yani Giriş 3’e yavaş yavaş yürürken bir sigara daha yakıyoruz. Son bir selam çakıyoruz, bu ruhsuz, yeşil ve grinin uyumsuzluğunu gözler önüne seren parka.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir