Günce-leme

Beyaz. Gereğinden fazla beyaz. Retinayı yoracak kadar beyaz.
Sabahın ilk ışıklarıyla dairemden dışarı adımımı attım. Kulağımdaki kulaklığın varlığını unutmuş, etrafımda dolanan onlarca aracın, ağaçların ahenkli kar beyazlarını döküşünün ve adımlarımın temposunun müziğin ritminde kaybolduğunu hissediyorum. Her şey gereğinden fazla uygun.
Fazla uygunluğun korkusunu yaşıyorum. Aslında ideal olmaktan korkuyorum.
Karşıdan karşıya geçerken ayaklarım çamur oluyor. Ayağım ağırlaşıyor. Yürümek yormaya başlıyor. Parktan içeri girdiğimde güvenlikle göz göze geliyoruz. Sırtımdaki çantanın, kapalı kutunun kontrolünün gerekliliğini düşünüyor galiba. Oturduğu yerden kalkmaya üşendiğini fark ediyorum. Sahte bir tebessüm ile selam verip, onu teselli ediyorum. Üşengeçliğine huzurla devam edebilmesini sağladığımı düşündükçe tanrılaşıyorum. Üşüdüğümü fark ettiğimde ise bu kaypaklığımdan vazgeçiyorum.
İyi biri miyim?
Umurumda değil.
Yürüyorum, insanların az olacağı muhtemel bir yer belirleyip oturuyorum. Kulaklığın dolduramadığı sesleri, ahenksiz bir rüzgar sesi dolduruyor.

Kulaklığı çıkardığımda şehri duyuyorum. Bir kaç sokak köpeğinin bağırışı, yaşam mücadelesiyle dolu insanlar ve ben.
Bencil miyim?
Belki de.
Kalkıyorum, yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum…
Sıradan bir günde yaptığım pek çok şeyi yaşıyor, monotonluğumla gurur duyuyorum. Zihin defterini alıyorum elime, bir de kalem çıkarıyorum.

Alıştığımız, süreklilik kazanan şeylere monotonca diyebiliriz. Monotonluğu bile monoton hale getirdiğiniz zaman yenilikler korkutucu vaziyette görünebilir. Belki de devrimlerden korkmamızın sebebi budur.

Sıkıntı kapladığında içimizi, gömeriz içimize etrafımızdakileri. Yine ölmeyen pek çok insanı gömdüm içime defter. Sıkılıyorum tonlarca şeyden. Adını, namını duymadığım pek çok şeyden bile sıkılıyorum defter. En kötüsü de ne biliyor musun? İnsanlardan sıkılıyorum defter. Samimiyetlere sığınamıyorum artık. Şairler bile yalancı defter. Etrafımda elini tutacak biri bile yok artık, göğe bakmaya dahi takatim kalmadı. Güç filan da bulamıyorum. 

Devamını getiremiyor, irkiliyorum.

Yatağımdan kalkıp anneme günaydın öpücüğünü veriyor, kahvaltımın başına geçiyorum. Balkona sigara içmeye çıkıyor, günlerdir gördüğüm rüyayı anlamlandıramıyor, hayatıma dönüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir