İlgimi çeken, çekmeyen bir sürü meseleye tanıklık ediyorum sık sık. Fakat hiçbirine uzun süre bakmaya dayanamıyor, sıkılıp kafamı çeviriyorum. Ama ne fayda. Nereye baksam görüyorum onlardan bir tane. Din kavgaları, cinsiyet kavgaları, siyasi kavgalar ve adını anmakla rahatsız olacağım daha başka mevzular.

En başından beri ilgisiz değildim tabii bunlara. Dahil oldukça keyif alırdım hatta; Ta ki tiksindiğim insanlar işe karışana dek. Pis ağızlarına aldılar her bir meseleyi, yitirdiler temizliğini.(kavganın temizi olur mu demeyin, sanatı bile var bunun) Zaten fazlaca nefret ettiğim söz konusu insanlar, bir de tüm hevesimi almış oldular. Gayrete gelip yenisini bulayım desem, biliyorum ki onu da aşıracaklar.

Bir Boş Adamlığımı alamıyorlar elimden. Alınacak bir yanı olmadığından mı yoksa dikkatlerini çekmediğinden mi bilmem. Belki de korkuyorlardır ona yakın olmaktan. Nihayetinde hepsi işinde gücünde çok mühim adamlar. Boşluğa yanaştığında onlar gibisi bile kirlenebilir. Bunun da farkındalar sanırsam, yıllardır sakınmadığım Boşluğuma zarar gelmeyişini başka türlü açıklayamam.

Yine de Boş Adamlık bir yere kadar; Yeterince besleyemiyor ruhumu. İlla ki başka şeyler lazım geliyor. En azından bedenimin isteği bu. Ama zihnim karşı çıkıyor buna ve reddediyor düşünceli komşuların yemeklerini. İşte en başta söz ettiğime geliyorum şimdi: Görüyorum ve boş “verdiriliyorum”, adı lazım değil tarafından.(baş harfi Z) Öyle ki, önümde biri boğazlansa aldırmayacak haldeyim. Böyleyken, boğazlandığımda ne hakla yardım dileyebilirim?

Kıstırıyor beni “Z”ihnim; Kapatıyor yalnız başıma bir kafese ve çekiyor önüme tülden perde.

Kategori: Sohbet

Bir Cevap Yazın