Geleceğin Yöneticileri

Çoğu devirde olduğu gibi 21. yüzyılda da fazlasıyla ilgi gören konulardan birisi gelecek tahminleri. Bunun üzerine envaiçeşit kehanetlerde bulunulmakla birlikte, insanlığın teknolojiye tam anlamıyla bağlı hale gelmesini konu edinenler en bilindikleridir diye düşünüyorum. Hatta buna ideolojik bir isim bile takmışlar: Transhümanizm. Bu senaryonun başrolü az önce sözünü geçirdiğimiz üzere teknoloji. Hikaye ise basit: İleride teknoloji öylesine gelişecektir ki bizlerin birer süper insan olmasını sağlayacak ve akıl almaz güçler bahşedecektir. Bunlar şimdilik birer tahmin olsa da gerçekleşme olasılığı yok sayılamaz. Benim üzerinde durmak istediğim ise gerçekleşme olasılığından ziyade gerçekleşmesinin arzulanmasıdır. Hiç de azımsanamayacak bir kesim ileriki çağlarda insanlığın teknolojiye muhtaç kalmasını; üstün sağlık hizmetleri(ölümsüzlüğe varan) ya da eskisine göre çok daha kaliteli bir yaşam karşılığında kabul etmeye hazır durumda. Tüm bunların yanında ise insanlığını feda etmek zorunda olduğunun farkında mı acaba?

Avcı toplayıcı insanlar günümüzden binlerce yıl önce yüksek tempolu hayatlarını kitleler halinde bırakıp tarımsal hayata geçiş yaptığında, yerleşiklik, haliyle bir düzen ihtiyacı doğurdu ve düzen denince akla ilk gelenlerden olan “yönetim” sözcüğü eyleme dökülmeye başlandı. Bunun, böylesi bir örgütlenmeye alışık olmayan atalarımız için şok etkisi yaratması kaçınılmazdı. Kısacası, hayatları olağanüstü bir değişim geçirdi ve neredeyse kullandıkları tarım araçlarına bağlı hale geldiler.(zira hayatta kalmaları gerekiyordu ve bir defa tarıma geçişleri, artık avcı toplayıcılığa dönmelerini imkansız kılıyordu) Tıpkı bahsettiğimiz öykünün ileride gerçekleştiğinde bizlerin teknolojiye ölümüne bağlılık duyacağı gibi. Peki ne kast etmek istiyorum oradan buraya atlayışımla? Demek istediğim şu ki: Bir gün gerçekten süper insan olduğumuzda, bambaşka bir yaşam tarzına da geçiş yapmış olacağız. Ve bu defaki öncekine göre çok daha ağır, belki de altından kalkılamayacak değişimler getirecektir. Bazılarımızın ölümsüz ya da süper zeki olmaya ekonomisinin elvermeyişi gibi sorunlar yeni ayrışmalara ve kavgalara yol açacaktır. Bu noktada nasıl bir düzen izleyeceğiz dersiniz?

Yaşantılarımızda yöneldiğimiz fazlasıyla büyük değişimler bizleri sarsmaya yetecek kuvvettedirler. Kuvvet, yanında ezme istencini de birlikte getirir. Buna karşı koyamayan değişim, bizleri ezmek için fazladan çaba bile gösterebilir. Bunca yıldır ilmek ilmek ördüğümüz tüm insanlık kültürlerinin tamamen yok olduğunu düşünün. Ürküntü uyandırmak için aklınızda canlandırmanızı istediğim bu düş, yazıktır ki bazılarında sevinç uyandırmaktadır. Dünya vatandaşlarının birbirleri ile savaşmasını farklı coğrafyaların farklı kültürler solumasına bağlayan bu insanlar, maalesef ki insan dışındaki canlıları doğru gözlemleyememiş, kitlesel bir savaşım vermemelerinin sebebini bizler kadar sosyal olmayışlarına addedememişlerdir. Bu yüzden de transhümanizmin kültürleri yok etmesini bir kurtuluş yolu olarak görmektedirler.

Savaşın ya da günümüzdeki herhangi bir sorunun çözümü uykuya dalmak, yani birikimlerimiz neticesinde kazandığımız bilinci kapatmak değil, aksine bu bilişi canlılığa zarar veren eylemlere karşı kullanmaktır. Transhümanizm gayet tabii hastalıkları iyileştirme konusunda üstün başarı gösterecektir. Yine de bu başarısına rağmen yanıldığı bir nokta vardır. Bu da, üstün sağlık hizmetlerinin getirdiği refahın insanları yaşama istenciyle dolduracağını, kısacası daha mutlu yapacağını sanmasıdır. Yapılan araştırmalara göre teknolojinin günümüz seviyesine gelmesinin evvelinde insanlar çok daha mutlu imiş. Elbette bunun sebebini yalnızca teknolojiye bağlayamayız. Lakin teknolojinin doğurduklarının buradaki payının fazlasıyla büyük olduğunu da görmezden gelemeyiz. Bu verilere bakarak insanlığın gelecekte rahat içerisinde yaşayacağını, fakat hayatlarından zevk alamayacaklarını söyleyebiliriz sanıyorum. Öyleyse kim yaşamak isteyecektir bu gelecekte?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir