Kürtlerin canları sıkılması neticesinde heyecan aramaları doğrultusunda atıldıkları “devlet kurma” hayali onlara ve bizlere büyük acılar yaşattı.Acıyı tattıkları halde, halen bu sonunu getiremeyecekleri düşün peşinden koşmalarını eğitimsiz ve düşüncesiz olmalarına bağlıyorum.Diyelim ki bir şekilde devlet kurdular.Kurulan bu devlette ne gibi bir düzen oturtmayı tasarlıyorlar?Acaba bu macera boyunca bir ülke düzeni tasarısı planladılar mı?Düdüğü çalanların dolduruşuna gelip canlarını ve canımızı yakmayı daha ne kadar sürdürecekler?Türkiye’de asıl unsurdan bile daha ayrıcalıklı olan etnik gruplar milliyetçiliğin de vermiş olduğu dürtü ile harekete geçiyor,kendi dillerinde eğitim ve daha başka ayrıcalıklar istiyor.Ancak kendi dillerini bile yeni yeni öğreniyorlar.Bu ülke üzerinde haklarının olduğunu beyan edip, her fırsatta fesatlık ve bölücülük çıkartıyorlar.Tüm bunlar yetmezmiş gibi asırlardır yaşadığımız bu vatanda bizden toprak koparmaya çalışan yeni yetmeleri milletimizin bazı kesimleri bile haklı buluyor.Bu haksız hak verme durumu devam ettikçe büyümelerinin ve gelişmelerinin önüne geçmek çok daha zorlaşıyor hatta verdiğimiz tepkiler yüzünden ayıplanan yine biz oluyoruz.Vatanımızı savunmak,istilaya dur demek,Türk’üm demek,kendi yurdumuzda milli değerlerimizi yaşatmak ırkçılık,sahibi olduğumuz bu toprakları istila etmeleri,küçücük çocuklarına aşıladıkları nefret ve kin ise özgürlük savaşında çizilen yol olarak görülüyor.
Bu densizliğe koyduğumuz tepkiler kimi zaman ırkçılık ile damgalandı, kimi zaman ise faşistlik.Oysa Türk milleti ne ırkçı, ne de faşist.Etnik gruplara karşı yapılan çeşitli nefret söylemleri ise onlara beslenen nefretten ötürü söylenmekte ki, kimse kimseye sebepsizce nefret beslemez.(Bu nefret haltı ne yazık ki karşılıklı.Ve ne kadar kabul etmek istemesek de bizimde nefret duyulası hatalarımız var.)

Şimdi sormak istiyorum neyin özgürlüğü?Ayaklarınıza pranga mı vuruldu?Ellerinize kelepçe mi takıldı?Ekmeğinizden,suyunuzdan mı kesildi?Aksine daha çok verildi.Ailelerimiz 3 uşak ile zor zanaat geçinirken onlar dokuzar,onar doğurdu.Ülke genelinde,yaşamak çok daha zor bir hal aldı.Saçma sapan dolduruşlara gelmeyip,aramızdaki nefreti erittiğimizde bu topraklar herkes için daha yaşanabilir bir hal alır.Kutladığımız milli bayramlara,andığımız büyük adamlara saygı duydukları sürece Türk milletinin kimseyle bir alıp veremediği yoktur.Kaldı ki zaten saygı duymak zorundalar.Ekmeğini yedikleri millete borçlarını en azından bu şekilde ödeyebilirler.

Yazının sonuna yaklaşırken biraz da ayarsız milliyetçilerden söz etmek istiyorum.Dünyada yalnızca Türklerin yaşadığını sanan bazı vatanseverler,maalesef ki milliyetçiliğin dozunu kaçırıyorlar.Türklerin kendi içine kapanmasını hatta yalnızca Türklerin yaşama hakkı olduğunu sanıyorlar.Oysa ki Türk milliyetçisi dışarıdan gelecek tehlikelere temkinli olmakla birlikte içine kapanık olmamalıdır.Aşırıya kaçmayan kültür alışverişine devam etmelidir.Diğer milletlerle yıldızımızın barışamamasındaki sebeplerden birisi de yapılan bu bencilliktir.Zamane koşullarında farklı eylemlerde bulunan ve düşünen büyüklerimizi yanlış değerlendirerek günümüz şartlarında kendimizi diğer uluslara yanlış tanıtmamalı,tarihe tek taraflı değil geniş bir pencereden bakmalı ve yaşananları daha sağlıklı değerlendirmeliyiz.

Kategori: Deneme

Bir Cevap Yazın