öykü

Boş Adam Öyküleri #7

Boş Adam Öyküleri #7

Boş Adam, intikam almak için peşinden koşan eski dostundan habersizce Rıfkı’nın yanında saatlerini geçiriyordu. Bunu boşuna yapmıyordu tabii. Ondan kapabileceği birçok şey vardı. Hele de Rıfkı’nın eski bir lüzumsuz dönmesi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda… Tıpkı Boş Adam gibi o da Boşluğunu sorgulamıştı vakti zamanında. Bu durumun yıllar sürüşü ise sonunda lüzumsuz yanının körelmesine sebep olmuştu. Continue reading Boş Adam Öyküleri #7

Çamlık

Çamlık

Ufak bir ormancıkta oturmuş, etrafı seyrediyordu. O an çağının en büyük hastalığını başlatacak kişi olarak anılacağını kesinlikle düşünmüyordu. Pek çok şeyden de habersiz, fakat somurtkandı. Beklentiler içinde boğuluyordu, başkalarının ona karşı olan beklentileri ve de en önemlisi kendisine karşı duyduğu beklentiler harman olmuş, ciğerini darlıyordu. O an oturduğu yeşilliğin içerisinde, bağıra çağıra söylediği şarkıları ormancığın Continue reading Çamlık

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Bankta Arslan ile boş bir sohbet içerisindeydi. Ara ara tuhaf snapler çekiniyorlar fakat yayınlayamıyordu. İnternet paketini son zamanlarda gereğinden fazla zorlamıştı çünkü! Bir elinde sigara, bir elinde telefonuyla ‘popi’ ibnelere benziyordu. Tam bu sırada karşılarına iki teyze oturdu. Bağladığı eşarptan taşan beyaz saçlarının süslediği beyaz, sarkık cildiyle tatlı teyze garip ses tonuyla bağırdı: -Eneee! Para Continue reading Anıcık: Teyzelere Gelmek

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Sınıfın duvarlarını delen bir ses ile bağırdım: “Yeter ulan!” Basit bir tümcenin bu kadar etki yapmasını beklemiyordum. Sınıfın içinde hoş bir sessizlik oluştu. Defteri anlamsızca karalayan çocuk, arkadaşına iğrenç espriler fısıldayan godoş, saçını egosuyla karışık okşayan kadın ve diğer tüm herkes, durmuşlardı. Sesimin gücü zamana hükmedebilirmişim gibi hissettirmişti. Güçlüydüm, önemli bir şey kazanmıştım bu gereksizlik abidelerinden. Continue reading Müsaadenizle Konuşuyorum!

Günce-leme

Günce-leme

Beyaz. Gereğinden fazla beyaz. Retinayı yoracak kadar beyaz. Sabahın ilk ışıklarıyla dairemden dışarı adımımı attım. Kulağımdaki kulaklığın varlığını unutmuş, etrafımda dolanan onlarca aracın, ağaçların ahenkli kar beyazlarını döküşünün ve adımlarımın temposunun müziğin ritminde kaybolduğunu hissediyorum. Her şey gereğinden fazla uygun. Fazla uygunluğun korkusunu yaşıyorum. Aslında ideal olmaktan korkuyorum. Karşıdan karşıya geçerken ayaklarım çamur oluyor. Ayağım Continue reading Günce-leme

71 & 18

71 & 18

71 yıl, 26 bin gün, yüz binlerce saat, milyonlarca dakika… Cahit Sıtkı Tarancı’nın hayat formülüne karşı koyulan yaş. Bahçesinde manzaranın tersine oturmuş yılların getirdiklerini ve götürdüklerini hesaplıyor bir yandan da sigara dumanını üflüyordu. Kardeşinin ölümü yalnızlık ateşini iyiden iyiye harlamıştı. Yıllardır birlikte yaşadığı eşi de hastaydı, eh’ kendi sağlığı da… Sessizlik telefonunun sesi ile bozulmuş, ekranında Continue reading 71 & 18