Eski Sevgili Düşünce

Sosyal yaşantıda gayet etkin olmasına karşın düşünce bakımından yalnız kalan kişi, kendi dünyasında ayakta kalan son insandır. Zira insanlık, düşünce ile var olmuştur ve yine varlığını ancak düşünce ile sürdürebilir. Fakat düşünceler nankördür. Henüz öpmelere doyamamışken sizi terk ederler. Bunu içine sindiremeyen insan ise, kendisini bırakan düşünceye nispet yaparcasına yeni bir düşünce edinir. İnsan, bu karmaşık ilişkiyi ne kadar sürdürürse sürdürsün, ömrü düşüncelere nazaran daha uzun olduğundan eninde sonunda yalnız kalmak onun yazgısıdır. Ancak insan, bu ilişkide sevgilisini paylaşmak edepsizliğine düşerse şayet, bu kez düşüncelerin ömrü kendi ömründen bile uzun olur. Bir düşünce, birden fazla insanın beynini meşgul ettiğinde, insanlığı tıpkı bir kadının kocasını yüreklendirişi gibi körükler ve Dünyaya kafa tutmasını sağlar. (aslansın insancım, balkonu mutfağa katalım insancım, dağları da denize katalım insancım) Gazı alan insan, doğanın koymuş olduğu kuralları bozar ve oyunun galibiyet anlayışını değiştirir. Artık kazanan, en çok üreyen ve hayatta kalmayı başaran değil, aklındaki düşünceleri ölümsüzleştirebilendir. Lakin doğa ile ne kadar aşık atsak da, oyunun ev sahipliğini yaptığından ipler hala onun elindedir. (yani topun sahibi odur ve kaleye geçmeye hiç de niyeti yoktur) Uzun emekler sonucu elde etmiş olduğumuz “ölümsüzlük”, doğanın baştan çıkarıcılığı karşısında tükenme tehlikesindedir. Dünya, üzerinde bulunanların düşünmesinden, hele de ortak düşünceler gütmesinden nefret eder. Öyle ki, öz evlatlarının kendisine baş kaldırmasını hiçbir baba kabullenemez.
İnsanların içlerinden geldiği gibi yaşayışları, onları yaptıkları eylemleri tartmak erdeminden muaf kılar. Ancak iç güdüleri yerine düşüncelerini rehber edinmiş canlılar insan olmak mertebesine erişebilir. İnsan, düşünceleri ile doğaya karşı gelmiştir. Böylece Dünyanın diktatörlüğüne bir muhalif çıkmış ve artık doğru tek bir ağzın söylediği değil, ağız birliği sağlanan söz olmuştur. Yoksa olmamış mıdır?
Eğer insan olmayı becerebilseydik, elbette bu söylediklerim geçerli olabilirdi. Doğa, bizleri insan olmaktan alıkoymaktadır. Birlik ve beraberliğimizin getirdiği gücü gören Dünya, ürkmüş ve çareyi bizleri ayırmakta bulmuştur. Sahip olduğumuz düşüncelere kendi niyetlerini dahil ederek, bizlere asıl amacımızın doymak ve yaşamak olduğunu zorla dayatmıştır. Düşüncenin yenmeyen bir şey olduğunu anlayan renkli adamlar ise, zamanla bu eski sevgiliden (düşünceden) uzaklaşmış ve yeni aşklara yelken açmıştır. Kalbine giden yolun midesinden geçtiği boşboğaz insan, kendisini yine doğanın kollarında bulmuş ve bu ilişkiden günümüzün düşünemeyen evlatları peyda olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir