Dost Yoksunu

Kutsal bir gündü. Günün ibadetini yapmak için herkes bir araya toplanmıştı. Ayinin başlamasına henüz vakit vardı. Bu yüzden bekleyenler sohbete tutuşmuşlardı. Birisi hariç. O Dost Yoksunu’ydu. Dostu olmadan sohbet ateşine katılıp nasıl tutuşabilirdi? Dakikalarca dostsuzluğunu koruyan bu zavallıya, çevresindekilere nazaran daha ağırbaşlı ve terbiyeli olanı acıma belirtisi gösterdi. Belki de merhamet… Cebinden çıkardığı kibriti yaktı ve Dost Yoksunu’na fırlattı. Artık o da tutuşmuştu. Ancak merhamet dilememişti bu yoksul. Kendisine acınmasını sevmezdi. Neden acıyordu insanlar ona? Kabul edilesi bir acizliği vardı, evet. Ancak bu kadarı fazla kalpsizceydi. O, alevlerin içindeyken dilenciden halliceydi. Ancak tek bir farkı vardı ki o merhamet dilenmiyordu. Kendisine sunulan merhametin bedelini ödemek istiyordu. Ancak ücretini bilmiyordu. Eğer sorma yanılgısına düşerse bu onu daha da yoksul gösterebilirdi. Belki başka insanlar da acıyordu ona ama daha önce merhamet almamıştı. İlk kez merhamet aldığını gizlemeye çalışarak ceplerini yokladı. Yanında hiç yürek yoktu. Ayinin bitişine denk gelerek, borcum olsun deyip kalktı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir