SERİNİN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ İÇİN:

Boş Adam Öyküleri #1

Boş Adam Öyküleri #2

Boş Adam, etrafındaki kahkahaların alçaltıcılığı içinde düşünmeye çalışıyordu. Şölen anında, nasıl olur da bir canlı Boş Adam tayfasının isteği dışında hareket edebilirdi? Sedat’ın darbukasına pırtlayan sıradan bir kuş olamazdı. Boş Adam, şöleni bölme cesaretinde ve yeltenişinde bulunan kuşu merak ederek onu aramak maksadıyla etrafı süzdü. Kısa bir süre sonra gözüne heybeti baş döndüren bir adam ilişti. O “Dolu Adam” idi!
Boş Adam, karşısında şaşkınlığını gizleyemediği bu adamda farklı bir şeylerin olduğunu sezmişti. Parkta bulunan diğer insanların aksine o kahkaha atmıyordu. Ancak bu ağır başlılığı ya da somurtkanlılığı yüzünden değildi. Boş Adam tayfasını küçük düşüren şeyden bu adam sorumlu olabilir miydi? Yoksa darbukaya Dolu Adam mı pırtlamıştı? Az sonra, bir kuşun Dolu Adam’ın omuzuna konduğu görüldü. Bilinmezler yavaşça aydınlanıyordu. Olayı çözümleyemeye çalışan Boş Adam, göt cebinde kırılmış olan sigarasını soğukkanlılıkla yaktı. İçine çektiği derin nefesin ardından biraz düşündü. Hemen yorulmuştu. Düşünmeye alışkın değildi. Sedat’ın kıvrak zekasına güvenirdi. Parmağıyla Sedat’ı dürttü ve Dolu Adam’ı işaret etti. Boş Adam gözleri ile düşüncelerini Sedat’a anlattı. Sedat kafasını sallayarak onayladı. Necmi ile de bu düşünceyi paylaşacaklar dı ki ortadan kaybolduğunu fark ettiler. Yavşak Necmi… Her zaman böyle yapardı. Söz arasında delikanlılığı ile övünerek kahramanlık öykülerini anlatır, kendi adına menkıbeler dizerdi. Ancak tehlike anında yok olurdu. Boş Adam gözleri ile iletişim kurmayı bırakıp ağzını açmış, gözünü yummuştu. Necmi’ye ağız dolu küfürler etmek istedi. Ancak söyleyebildiği tek söz “Lanet olası Necmi!” oldu. Sedat afallamıştı. Boş Adam’ın ağzı açıldığında bu kadar kolay kapanmazdı. Küfür yerine dublajvari bir nefret söyleminde bulunması ise Boş Adam’da bir farklılık olduğunu anlamasını sağladı. Boş Adam’ın duruşu dikleşmişti. Artık pirimatı andırmıyordu.(en azından duruş olarak) Sedat ürpermişti. Bu nasıl bir lanetti? Boş Adam’ın dikelmesini sağlayabilecek bir güç var mıydı? Boş Adam yavaşça “doluyordu”. Kalıplaşmış “Sincan insanı” kimliğinden sıyrılıp, sapiense evriliyordu. Sedat eski bir efsaneyi anımsadı:
Rivayete göre: gökte bulunan yıldızlar darbuka silüetini aldığında yeryüzüne feyiz ve erdem sahibi bir çarşı esnafı inecekti. Bu esnafın görevi Sincan’da bulunan lüzumsuz ve içi boş insanları doldurup, işe yarar hale getirmekti. Sincan’da işe yarar hale gelmek demek, esnaf çırağı olmak demekti. Sedat’ın kanı çekilmişti. Eğer efsane gerçek ise artık boş gezenin boş kalfası olmaya devam edemeyecekti. Kafasını, ayılmak niyeti ile sağa-sola salladı. Yüzüne geçirdiği iki-üç tokadın ardından kendine geldi ve Dolu Adam’a karşı koymaya karar verdi. Ancak bunu yalnız başına yapamayacağının farkındaydı. Hala dolmakta olan Boş Adam’ın kulağına tılsımlı sözleri fısıldadı:
-“50 KURUŞ VER!”
Boş Adam aniden boşaldı. “Titreyerek özüne döndü.” Dolu adam, lüzumsuzların büyü kullanabildiğinden habersiz di ki; oldukça şaşırmıştı. Risk almamak için geri döndü. Lüzumsuzları tanımalı ve daha hazırlıklı gelmeliydi. Anlamıştı ki bu pirimatlar darbukasına pırtlayarak doldurulabilecek kişiler değillerdi. Boş Adam ve Sedat şimdilik paçayı kurtarmıştı. Ancak onlarında hazırlıklı olmaları şarttı. Daha fazla lüzumsuzu bir araya getirip güçlü bir kuvvet oluşturmalıydılar. Kaybedecek zamanları yoktu. Sedat büyü konusunda ustaydı. Sadece lüzumsuzların duyabileceği o sihirli sözleri söyledi:
-“GARDAŞ MEVZU VAR!”
Ses, esnaflar ve lüzumsuzlar mekanı Sincan’da yankılanmıştı. Sincan’ın dört bir köşesindeki lüzumsuzlar Vatan Parkı’na toplanıyordu. Her birinin elinde “emanet” olarak nitelendirdikleri çeşitli silahlar vardı. Kısa süre sonra Boş Adam’ın etrafı yüzlerce lüzumsuz ile dolmuştu. Lüzumsuzların bulunduğu bir ortamda Boş Adam kendini daha boş ve kudretli hissediyordu. “Mevzu”nun ne olduğunu merak eden boş bakışlı gözler, Boş Adam’ı izliyordu. Herkes onun bir açıklama yapmasını bekliyordu. Boş Adam, hep bir ağızdan çıkan “hebele hübele” seslerini susturdu ve “mevzu”yu ayıktırması* için Sedat’a söz verdi:

-“Kıymetli ve çok sevgili lüzumsuz kardeşlerim. Hepimizi ilgilendiren bir tehlike ile karşı karşıya gelmiş bulunmaktayız. Öyle ki: bazı güçler, bizleri işe yarar hale getirmeyi ve Sincan’da bulunan her bir esnafın yanına çırak olarak vermeyi hedefliyor. Hissediyorum ki özgürlüğümüz ve lüzumsuzluğumuz için savaşmak zorunda kalacağımız günler çok yakındır. Şayet bu güçlere karşı koymayıp bizleri doldurmalarına izin verirsek binlerce yıldır yaşamakta olduğumuz Sincan topraklarındaki egemenliğinizi kaybederiz. Daha da kötüsü: neslimizin sonu olabilir…”

Sedat’ın konuşması bittiğinde korku dolu çığırışlar yankılandı. Lüzumsuzlar uzun süredir tehdit altında bulunmamışlardı ve şimdi nesillerinin tükenmesi söz konusuydu. Boş Adam kalabalığı sakinleştirdi. Lüzumsuzlar onun soğuk kanlılığı ve güven verici yüz ifadesi karşısında kendilerini daha yürekli hissediyorlardı. Bu kalabalığa önderlik etmesi gereken kişinin o olduğuna herkes emindi. Konuşmayı en arka sıradan dinleyen Necmi bile…

*Ayıktırmak, Sincan dilinde “anlatmak” anlamına gelir.

Kategori: Öykü

2 Yorum

Boş Adam Öyküleri #3

  1. neler okudum ben efendi 🙂
    blog yazdıkça okuyacağım başka bir saç malama heveslisi görmek (bu karga dilinde bir iltifattır, yanlış anlaşılmaya) ne kadar da mutluluk verici. devamını merakla bekliyor olacağım 🙂

Bir Cevap Yazın