Boş Adam rüyadan uyanmıştı.Sanırım büyüye kapılan kızlar değil,Boş Adam’dı.Boş Adam ne bir kızın dikkatini çekmiş,ne de çığırmıştı.Boş Adam rüyalanmıştı.                                     Aşağı baktığında kareli donunun ıslanmış olduğundan bunu “anlayabilmişti”.Donu çıkartmaya tenezzül etmeden yatağından kalktı ve annesine seslendi;
-“BEN OLMAK AÇ!”
Annesinin huzursuzluğu sabahın erken saatlerinde başlamıştı.Oğlunu gördüğü veya işittiği her anda o geceye lanet ediyordu.Gözlerindeki çapağa ve ağzının kenarında kurumuş olan
salyasına aldırmadan sofraya oturan Boş Adam annesini tiksindirmeye devam ediyordu.Kara tırnaklı parmaklarını kaşar peynire,zeytine ve patates kızartmasına daldırıyordu.Annesinin gözünden bir damla yaş geldiğini gördü.”Nen var anneciğim” diye sormak geçse de içinden, kara tırnaklarıyla o damlayı silmekle yetindi.Şanslı kadın.
Boş Adam karnını doyurduktan sonra sararmış tişörtünü ve fışırdayan montunu giydi.Ardından tek hamleyle dar ve yırtık kotunun içerisine girmeyi başardı.Göt cebindeki sigara paketi poposunun bir lobunu dolgun gösteriyordu.Sanılanın aksine fiziksel bir engeli yoktu.Gün boşa gidiyordu.Sedat ve Necmi’yle buluşma vakti gelmişti de geçiyordu.Her zaman kararlaştırdıklarının aksine bu defa halk ekmeğin karşısındaki parkta bir araya geldiler.Bu park onlar için çok yeniydi ve alışmaları biraz zaman aldı.Sedat ortama ısınmış gibiydi.”Bukalemun Sedat” ünvanının hakkını veriyordu.Ürkekçe bir ayağını normalde oturulması gerek yere koydu.Sanırım parkta ona ısınmıştı.Öteki ayağını da oturağa koyduğunda, artık kalçasını normal koşullarda sırtın dayanması gereken yere koyabilirdi.Koymuştu da.Biraz sertti belki ama götündeki sigara paketi onu gelecek tehlikelerden koruyordu.Sedat sayesinde özgüvenini toplayan tayfanın diğer üyeleri de yerlerini kapmıştı.Şölen başlayabilirdi…
Boş Adam, önceki mekanlardan alışık olduğu üzere gözleri ile parkı taradı.Gözüne boşta hiç bir kız ilişmeyince sinirlendi.Kız olmayan bir parkta onun ne işi olabilirdi?Sinirini parkın yanından geçenlere çatarak yatıştırmayı denedi.Yanından geçen 2 temiz yüzlü gence “Gardeş ateş var mı?” dedi.Aklında kurduğu senaryo şuydu;
Gençler “var” diyecekti.Boş Adam ise “öyleyse sigara da vardır.” diye karşılık verecekti.Gençler paketin içerisinden bir dal verecek, o daha fazlasını isteyecekti.Gençlerin tepeleri atana kadar bu sinsi oyunu sürdürmeye devam edecekti.Ancak şans,Boş Adam’dan yana değildi.Gençler temiz gençlerdi ve sigara içmiyorlardı.Sorulan soruya verdikleri cevap kuru bir şekilde söylenen “Yok.” olmuştu.Boş Adam bu parkı sevmemişti.Tüm işleri tersine gidiyordu.Boş Adam’ın bu haline üzülen Sedat, onu neşelendirmek istemişti.Sonuçta onlar iki ay önce façalı kollarını tokuşturarak ezeli bir yemin edip kan kardeşi olmuşlardı.
Sedat yanından ayırmadığı darbukasını kucağına alarak iki kere tıklattı.Bu tıklatışlar az sonra başlayacak olan şölenin habercisiydi.Tıklatışlar üzerine halk ekmekteki tüm ekmekler tükenmişti.Diğer çardaklarda oturan gençler ve çiftler, ruhlarında bir tedirginlik hissetmeye başlamıştı.Çok azı, az sonra yaşanacakların ne olduğunu tahmin edebiliyordu.Halk arasında Boş Adam tayfası üzerine söylenegelen efsane, diğer mahallelere de yayılmıştı.Ancak ne onunla karşılaşmayı ne de bu hissi tadacaklarını akıllarının ucundan geçirmemişlerdi.Artık başlıyordu.Sedat…Sedat ikili üçlü hatta dörtlü tıkırtıları art arda yapıştırıyordu.Parkın eski havasından eser yoktu.Park, Boş Adam ve tayfasına boyun eğmişti.Gittikleri her parkı dize getiren Boş Adam ve tayfası için bu iş pekte zor olmasa gerekti.Tıkırtılar olanca şiddetiyle devam ederken Boş Adam’da marifetlerini sergilemek istedi.Gırtlağını hafif bir öksürük ile temizledi.Hazırlıklar tamamdı!Artık başlayabilirdi.Başladığında tıngırtı ve tıkırtının gücü aynı anda kulaklara işliyordu.Efsanelerde anlatılan gerçekti.Hayır hayır.Efsaneler bu şöleni tarif edemezdi.Yaşananlar anlatılanların ya da anlatılabileceklerin çok daha ötesindeydi.Herşey kusursuz ve nizam içinde süregelirken ansız bir olay tüm büyüyü bozdu.Sedat’ın darbukasına kuş pırtlamıştı.Sedat daha fazla devam edemezdi.Ellerini darbukadan çekti ve çaresizce Boş Adam’ın gözlerinin içine baktı.Boş Adam Sedat’ın tıkırtısı olmadan kendini yalnız ve çıplak hissediyordu.O kusursuz tonlamalar ve titremler yerini kekeleyerek söylenen ve unutulan şarkı sözlerine bırakmıştı.Boş Adam tayfasının büyüsünden kurtulmayı başaran çok az fani vardı.O kutlu günde, o kutsal parkta bulunanlar o şanslı kişilerdendi.Az önceki ses şöleni yok olmuş,parkı kahkahalar sarmıştı.Boş Adam tayfası fanilere rezil olmuştu.Bu kabul edilemezdi.Boş Adam’ın küçük düştüğü görülmüş,işitilmiş şey değildi.Necmi bu durumdan hoşnut olmuştu.Boş Adam tayfasındaki tek vasıfsız kişi oluşu yüzünden tüm ilgiyi o ikisinin toplaması onu her zaman çıldırtırdı.Tayfa, “çatırdamaya” başlıyordu…

Kategori: Öykü

Bir Cevap Yazın