Bağımsızım, Bağnazım

“Yaşasın tam bağımsız insanlar!” diye bir ses koca bağnaz topluluğuna doğru yankılandı. Vücudu titriyor, kalbi bu eylemi kaldırmadığını bağırırcasına çarpıyordu.

Bağnazların başı olacak kadar yetkili olmasa da topluluğu koordine eden bağnaz çocuğa baktı. Çocuğu süzerken ki yüzüne oturmuş alaycı ifade her şeyi anlatıyordu. Kimdi bu çocuk? Nereden gelmişti? Bu sözü ona kim öğretmişti? Ayrıca bu ne cesarettir ki Kutsal Tapınma gününde bunu söyleyebiliyordu?

Herkes güldü. Bu eski sözün, böyle bir çocuktan çıkması onlara komik gelmişti. Çocuk… Fikir sahibi basit bir çocuk.

Topluluk düşünmeden, ki bu onların en büyük hobisiydi, çocuğa saldırdı. İlk ulaşan çocuğun boynuna tekmeyi savurmuş, çocuğu yere sermişti. Diğerleri ise arta kalan küçücük vücut parçalarına vurmaktaydı. Her yeri mosmor olana kadar, ölesiye dayak yedi.

Çocuk tekrar ayağa kalktı. Yine bağırdı.
“Yaşasın tam bağımsız insanlar!”
Topluluk ne olduğunu anlayamıyordu. Çocuk çoktan ölmeliydi. Bu sefer bi’ kaçı ceplerindeki çakıyı çıkardı. Rastgele darbeler ile çocuğa sapladılar. Her yer kan gölüne döndü. Çakılı bağnazların elleri kıpkırmızıydı. Kimisi utancından elini silecek yer aradı.
Çocuk tekrar ayağa kalktı ve son nefesiyle bağırdı.

“Yaşasın tam bağımsız insanlar!”

Bağnazların başı olacak kadar yetkili olmasa da topluluğu koordine eden bağnaz, şaşkınca düşünüyordu. Uzun zamandır bağnazlara bu emir verilmemişti. Bir çocuk için, bunu kullanmak…
Bağnazlara gerçekten etkileyici bir sesle:
“Çocuk veya başka bir şey… Ulu varlığımızı, birliğimizi, dirliğimizi tehdit eden her şey yok edilmelidir!” dedi.
Durum ciddiydi. Bir çocuk da olsa, mevzubahis birlik, dirlik ve de en önemlisi kutsal varlığı yani bağnazların tehdit edilmesiydi! Bütün bağnazlar sanki tek bir beyne sahipmişcesine durumu aynı anda kavradılar ve uyguladılar.

“Yaşasın tam bağımsız insanlar!”
Ses kimse tarafından duyulmadı. Çocuk bir anda yok olmuştu.
“Yaşasın tam bağımsız insanlar!”
Tapınma devam ediyordu.
“Yaşasın tam bağımsız insanlar!”
Çocuk oradaydı, sesi de çıkıyordu, yalnızca umursanmıyordu.

Bağnazlar geceye kadar orda eğlendiler, bağırdılar, oynadılar, içtiler…
Artık yankılanan tek bir ses vardı:
“Yaşasın bağnazlar!”
“Yaşasın bağnazlar!”
“Yaşasın bağnazlar!”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir