IBRA

Ben IBRA, yani İbrahim. 18 yaşındayım. Çok ağır saçmalayabilme potansiyeline sahibim. Bu yüzden okuduğunuz yazıda ne kadar ciddi olabileceğimi 2 kere düşünmeniz sizin yararınıza olur.
Bağımsızım, Bağnazım

Bağımsızım, Bağnazım

“Yaşasın tam bağımsız insanlar!” diye bir ses koca bağnaz topluluğuna doğru yankılandı. Vücudu titriyor, kalbi bu eylemi kaldırmadığını bağırırcasına çarpıyordu. Bağnazların başı olacak kadar yetkili olmasa da topluluğu koordine eden bağnaz çocuğa baktı. Çocuğu süzerken ki yüzüne oturmuş alaycı ifade her şeyi anlatıyordu. Kimdi bu çocuk? Nereden gelmişti? Bu sözü ona kim öğretmişti? Ayrıca bu Continue reading Bağımsızım, Bağnazım

Çamlık

Çamlık

Ufak bir ormancıkta oturmuş, etrafı seyrediyordu. O an çağının en büyük hastalığını başlatacak kişi olarak anılacağını kesinlikle düşünmüyordu. Pek çok şeyden de habersiz, fakat somurtkandı. Beklentiler içinde boğuluyordu, başkalarının ona karşı olan beklentileri ve de en önemlisi kendisine karşı duyduğu beklentiler harman olmuş, ciğerini darlıyordu. O an oturduğu yeşilliğin içerisinde, bağıra çağıra söylediği şarkıları ormancığın Continue reading Çamlık

Bir Matematik Salısı

Bir Matematik Salısı

Bi’ matematik dersinden daha selamlar! Evet, siktiğimin dersinden sıkıldım. Yapacak bir şeyler ararken defterime başvurabileceğim aklıma geldi. Neyse… Ya… Çok sıkıcı lan. Anlamıyorum. Anlamadığım bir şeyi kafama sokmaya çalıştıkça yoruluyorum. Uçmaya çalışan panda gibi yani. X beni seviyor, Y tam bir orospu çocuğu, f(x) Koreli bir şarkı grubu, mutlak değer… Hiç bi’şey mutlak değildir. Negatif, Continue reading Bir Matematik Salısı

Yaban Ellerde Üniversite

Yaban Ellerde Üniversite

Kimileri için ebeveynlerden kaçmanın diğer adı, kimileri içinse gerçek hayat kapısına açılan son koridor… Ne niyetle gidiyor olursanız olun, ergin bir yaşa ulaşmanızın getirdiği özgürlüğü tadacaksınız. Basit sorumluluklardan uzaklaşmış, daha elle tutulur dertlere sarılmış bir vaziyette yaşamınıza devam etmeye çalışacaksınız. İlk sene, eğer ailenizden gayet billurlu bir destek almıyorsanız, yurtta kalmayı tadacak, onlarca, belki de yüzlerce Continue reading Yaban Ellerde Üniversite

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Anıcık: Teyzelere Gelmek

Bankta Arslan ile boş bir sohbet içerisindeydi. Ara ara tuhaf snapler çekiniyorlar fakat yayınlayamıyordu. İnternet paketini son zamanlarda gereğinden fazla zorlamıştı çünkü! Bir elinde sigara, bir elinde telefonuyla ‘popi’ ibnelere benziyordu. Tam bu sırada karşılarına iki teyze oturdu. Bağladığı eşarptan taşan beyaz saçlarının süslediği beyaz, sarkık cildiyle tatlı teyze garip ses tonuyla bağırdı: -Eneee! Para Continue reading Anıcık: Teyzelere Gelmek

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Müsaadenizle Konuşuyorum!

Sınıfın duvarlarını delen bir ses ile bağırdım: “Yeter ulan!” Basit bir tümcenin bu kadar etki yapmasını beklemiyordum. Sınıfın içinde hoş bir sessizlik oluştu. Defteri anlamsızca karalayan çocuk, arkadaşına iğrenç espriler fısıldayan godoş, saçını egosuyla karışık okşayan kadın ve diğer tüm herkes, durmuşlardı. Sesimin gücü zamana hükmedebilirmişim gibi hissettirmişti. Güçlüydüm, önemli bir şey kazanmıştım bu gereksizlik abidelerinden. Continue reading Müsaadenizle Konuşuyorum!

Günce-leme

Günce-leme

Beyaz. Gereğinden fazla beyaz. Retinayı yoracak kadar beyaz. Sabahın ilk ışıklarıyla dairemden dışarı adımımı attım. Kulağımdaki kulaklığın varlığını unutmuş, etrafımda dolanan onlarca aracın, ağaçların ahenkli kar beyazlarını döküşünün ve adımlarımın temposunun müziğin ritminde kaybolduğunu hissediyorum. Her şey gereğinden fazla uygun. Fazla uygunluğun korkusunu yaşıyorum. Aslında ideal olmaktan korkuyorum. Karşıdan karşıya geçerken ayaklarım çamur oluyor. Ayağım Continue reading Günce-leme

Karanlık Klavye: Yalnız

Karanlık Klavye: Yalnız

Yalnızlık tercihe mi bağlıdır? Etrafında “Beni yalnız bırak!” diyebileceğin insanların bile olmadığını hayal et. Koca bir boşluk. Sakinlik. Ne sağ, ne de sol, ne yukarısı, ne aşağısı… Yalnızca boşluk. Gereksiz samimiyetler yok, yalan söyleme mecburiyeti yok, kurallar yok, iğrenç mahcubiyetler yok, duygu yok, yaşam yok… Salt yalnızlığın bilinen tüm uyuşturuculardan daha güçlü olduğunu duymuştum bir Continue reading Karanlık Klavye: Yalnız

71 & 18

71 & 18

71 yıl, 26 bin gün, yüz binlerce saat, milyonlarca dakika… Cahit Sıtkı Tarancı’nın hayat formülüne karşı koyulan yaş. Bahçesinde manzaranın tersine oturmuş yılların getirdiklerini ve götürdüklerini hesaplıyor bir yandan da sigara dumanını üflüyordu. Kardeşinin ölümü yalnızlık ateşini iyiden iyiye harlamıştı. Yıllardır birlikte yaşadığı eşi de hastaydı, eh’ kendi sağlığı da… Sessizlik telefonunun sesi ile bozulmuş, ekranında Continue reading 71 & 18

Çelişkili

Çelişkili

Bir işi başaramadığınızda hevesiniz hemen kırılır ve ondan vazgeçer miydiniz? Mesela bir oyunda yenildiğinizde, o oyunu siler miydiniz yoksa hiddetlenip işleri daha da bok mu ederdiniz? Sizi bilmem ama ben her zaman ikincisiydim.