Aşk ve Kin

Tek kurtuluş aşk mıdır gerçekten? Mutlak mutluluk, aşk ile mi gerçekleşir?

Samimi olmak gerekirse, bilmiyorum.

Tanrı,  evreni, sonra da uğraşı olarak canlıları yarattı. Ancak yaratıcı gücün gözden kaçırdığı önemli bir detay vardı: insanların da yaratabileceği!

İnsan fiziksel olarak yoktan var etmeyi henüz keşfedememiş olsa da doğduğumuz günden beri sürekli olarak duygu var ediyor.

İlk insanların yaptığı bu büyük hatayı nesilden nesile hiç düşünmeden aktardık. Milyarlarca insan güzelim suratlara, gözlere belki de en ufak mimiğe dahi aşık oldu, katrilyonlarca göz yaşı döküldü ve sayısız nefret bunların yerini aldı.

Yarattığımız duygulara zamanla yenik düşmeye başladık, tıpkı Tanrı gibi. İçinde kaybolduk, tek yaşam amacımız yaptık.

Sokaktan geçen kişiye dahi hayatımızı sunar olduk, kabul etmediler. Büyük bir kin biriktirdik içimizde. Her reddedilişte daha büyük nefret ile aşık olduk.

Aşk ve kin. Duygu tahtının iki varisi. Bir de piç bir varis vardır, ki buna “saflık” deriz, bundan daha sonra bahsetmek istiyorum.

Yarattığımız bu iki süper silahların farkında değiliz. Gözü dönmüş bir aşık ile her bir hücresine kin yüklemiş diktatörler arasında hiçbir fark yoktur. Bu iki büyük güç, gerektiğinde şüphe duymadan dünyayı yerle yeksan edebilir.

İnsanı vezir de rezil de eden: duygulardır!

Ancak insanı insan yapan yegane becerisi yine duygularıdır.

Hissedin sevgili okur ancak farkında olarak hissedin. Tek nefretiniz yapmacık duygulara, yalakalara olsun. Var olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir