Anıcık: Teyzelere Gelmek

Bankta Arslan ile boş bir sohbet içerisindeydi. Ara ara tuhaf snapler çekiniyorlar fakat yayınlayamıyordu. İnternet paketini son zamanlarda gereğinden fazla zorlamıştı çünkü!

Bir elinde sigara, bir elinde telefonuyla ‘popi’ ibnelere benziyordu. Tam bu sırada karşılarına iki teyze oturdu. Bağladığı eşarptan taşan beyaz saçlarının süslediği beyaz, sarkık cildiyle tatlı teyze garip ses tonuyla bağırdı:
-Eneee! Para buldum len!
Sevincinden yanındaki teyzeyi(esmer, aşırı kırışık, biraz da korkunç suratlı, fakat bembeyaz protez dişleri olan teyzeyi) dürtüyordu.
-Gız yabancı para galiba?! İlk defa gördüm bunu! diyerek kendi görüşünü belirtti. Bi’şeyler söyleme gerekeğini de böyle halletmiş oldu.

Bu konuşmalara şahit olan iki genç, beyaz tenli teyzenin onlara baktığında aklından geçen tek şey “Başlıyoruz!” cümlesi oldu.

Teyzenin dönüp, çocuklara seslenmesi çok da uzun sürmedi tabi.

-Çocuklar, hele bakın, yabancı para mı bu?
Arslan ayağa kalkıp, teyzenin elinden yavaşça parayı alıp hafif bir tebessümle:
-Bir kuruş teyzecim bu, nadir bulunur, dedi.
Uzaktan merakla izleyen Halil, Arslan’ın tekrar teyzeye verdiği parayı alır, biraz inceler ve:
-Uğur parası yaparsın be teyze! dedi.
Teyzelerin gülüşmelerinden yalnızca “Hee!?” sesini ayırt edebildiler. Gülüşmenin sonunda da “Gız hayatımda ilk defa para buldum, o da bir guruş oldu ya!” dedi.
Aradan beş dakika bile geçmeden teyzeler yanlarında getirdiği azıklardan bizim gençlere de uzattılar.

Pek tabi yarım saat önce Hatay usulü döner gömdüklerini, tok olduklarını söyleseler de, tatlı şiveleriyle teyzeler onları ikna etmişti:
-Herkesin elniden yemek yenmez bak! Al bakiim!
Daha fazla red cevabını kabul etmeyeceklerini anlayan Arslan ile Halil uzatılan börekleri aldılar. Soğuk olduğunu farkettiklerinde çok da şaşırmadılar. Teyze bunu ya hissetti ya da öylesine şunları söyledi:
-Soğuk da yenmez ama olsun, gençsiniz yiyin!

Halil’in kafasından anlık bir düşünce geçiverdi. Düşünce tekrar geçti. Bu düşünce tam tekrar geçiyordu ki ucundan bucağından yakalayıp Arslan’a söyleyiverdi:
-Hacı ben dört tane çay alıp geliyorum!
Bu fikri beğenen Arslan da arkadaşına katıldı ve bir büfenin önünden çayları aldılar.

Teyzelere çayları getirdiklerinde uzun bir sohbet onları bekliyordu.

Gün içerisinde yaşanacak ufacık bir sohbet, anı veyahut ne denmesi gerekiyorsa o işte…
Birazcıcık olsun yaşam enerjisi aşılayabilirmiş, o gün de bunu anlamış oldular.

Vasat başlayan günlerini bu teyzeler sayesinde muhteşem bitirmişler, evlerine mutlu dönmüşlerdi.

Tabi metroya binmeden önce gördükleri iki travestinin “Burda top vaağr!” diye çığırışlarını saymazsak.

2 Yorum

    1. İnsan olup olmadıklarına dair pek bir yorum yapamam ancak bu şahısların ahlaki varlıkları sorgulanabilir 🙂

      Cevapla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir