Aidiyet Duygusu

Aidiyet duygusu, insanın kendisini bir inanca, bir insana yahut herhangi bir şeye bağlı hissetmesidir. Yaşamın en büyük hilelerinden birisi bu duyguyu kullanmaktır. Öyle ki yaşantıdan kopmamanın en basit yolu “bağlanmaktır.” Bağ için kullanılan “ipin” türü, yazının başında söz ettiğim gibi değişebilmektedir. Kimileri inanç ve düşünce ile, kimileri ise sevgi ile bağlanmaya çalışır “koca ve mavi” yumağa. İpin türü ne olursa olsun, zamanla aşınır ve bağlar gevşer. Bu anlarda ise yeni bir hileye başvurmak zorunda kalır insan, tabii hala bağlı kalmak istiyorsa. Kişi bu defa aşınan bölgeyi düğümleyerek güçlendirmeyi dener. Pek az rastlansa da bazen ipin türünü değiştirenler olur. Ancak özünde tek bir şeyi simgeler bu bağlar: Bizlerin aidiyet duygusunu. Bu duyguyu kaybedenler, yani “ipi gevşeyenler” kimi zaman yüksek bir binanın üzerinde, kimi zaman ise yaşadığının farkındalığını yitirmiş olarak bulunurlar.(bazense bulunamazlar ve ipin ucuyla baş başa kalırlar) Elbette bir kez ipin ucu kaçtığında işler çok daha zorlaşır. Ve hayat yine göstermiş olur bizlere, bu oyunu hile kullanarak bile tamamlayamayacağımızı. İpler, oyunu tasarlayanın elindedir ve oyunun sonunu yalnızca o bilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir